O gece salona giren herkesin elinde küçük bir davet kartı vardı. Kartların köşesi altın yaldızlı, üstünde isimler tek tek yazılmıştı. Kimin hangi masada oturacağı, ilk dansın ne zaman başlayacağı hatta bazı masalarda kimlerin yan yana oturacağı bile önceden belliydi. Biraz eski usul, biraz fazla ciddi bir düzen kurulmuştu. İşte Travesti Işıl tam da böyle bir gecenin ortasına geldi ve daha ilk saat dolmadan yıllardır uygulandığı söylenen o küçük kuralı bozdu.
Kural büyük bir şey değildi aslında. Kimse duvara yazmamış, kapıya asmamış. Ama davetin eskilerinden biri “Bu baloda ilk dansa davet edilmeden çıkılmaz” deyince, masadakilerin çoğu bunu gayet normal karşıladı. Çünkü yıllardır aynı şekilde yapıldığı anlatılıyordu.
Işıl ise cümleyi duydu.
Biraz düşündü.
Sonra gayet sakin:
“Kim koymuş bu kuralı?” dedi.
Masada iki saniyelik bir sessizlik oldu.
Gecenin hikâyesi de tam orada başladı.
Eski Balo Adabı Masalarda Fısıltıyla Anlatılıyordu
Salon öyle yeni nesil gece kulübü gibi değildi. Tavanı yüksek, ışıkları sarıya yakın, bazı köşelerde eski aynalar vardı. Duvarlardaki çerçeveler bile biraz geçmişten kalmış gibi duruyordu. Masalarda küçük mumlar yakılmış, peçeteler fazla düzgün katlanmıştı. İnsan elini uzatmaya çekiniyor neredeyse.
Gelenlerin bazıları bu düzeni çok seviyordu.
“Eskiden böyleydi” diyen oldu.
“Biraz adab olsun” diyen başka biri.
Işıl ise sandalyesine oturmuş, önündeki küçük kartı inceliyordu.
Kartta bir program vardı:
- Karşılama ve kısa takdim.
- İlk müzik faslı.
- Davetli çiftlerin açılış dansı.
- Serbest dans bölümü.
- Gece sonu küçük kapanış seremonisi.
Işıl programı okuyup yanındaki arkadaşına uzattı.
“Ben okul müsameresine mi geldim?”
Arkadaşı gülmemeye çalıştı.
“Sus, duyacaklar.”
“Duysunlar.”
İşte mesele biraz buydu. Işıl’ın o gece kötü niyeti yoktu ama fazla kural görünce içinde bir şey kaşınıyordu sanki. Bir noktada mutlaka “Niye?” diye soracaktı.
“Bir gelenek güzel olabilir ama insanı sandalyeye çiviliyorsa biraz düşünmek lazım.”
Kuralın Hikâyesi Kimsenin Sandığı Kadar Net Değildi
Masadakilerden biri bu balonun yıllardır aynı çevre tarafından yapıldığını anlattı. İlk dansın da eskiden beri belli bir usulle başladığını söyledi. Yani sahneye çıkacak kişiler önceden belirleniyor, diğer davetliler de onları izliyormuş.
Işıl merak etti.
“Peki niye?”
Kimse net cevap vermedi.
Birisi “Gelenek” dedi.
Başka biri “Eskiden öyleymiş.”
Bir başkası “Düzen bozulmasın diye.”
Işıl yine sordu:
“Düzen bozulursa ne oluyor?”
Bu sorunun cevabı da yoktu.
Masadakilerden yaşça büyük bir hanım gülerek, “Sen bu gece kesin bir şey yapacaksın” dedi.
Işıl başını salladı.
“Yok ben çok usluyum.”
Bu cümleye kimse inanmadı.
İlk Dans Başlarken Salon Birden Fazla Ciddileşti
Bir süre sonra ışıklar biraz kısıldı. Masalardaki konuşmalar kendiliğinden azaldı. Salondaki görevliler kenara çekildi ve müzik başladı.
Önceden belirlenen birkaç kişi dans alanına çıktı.
Her şey planlandığı gibi gidiyordu.
İlk dakikalarda Işıl da sessizce izledi. Hatta yanındakiler onun bu kadar sakin olmasına şaşırdı. Ama müzik ilerledikçe parmakları masaya ritim vurmaya başladı.
Sonra ayağını oynattı.
Bir ara karşı masadaki tanıdığına baktı.
Karşıdaki kişi de “sakın” der gibi başını salladı.
Işıl bunu görünce gülümsedi.
Ve işte o an herkesin korktuğu şey biraz daha yaklaştı.
Işıl Davet Beklemeden Ayağa Kalktı
Şarkının ortasında Işıl sandalyesini geriye itti.
Yanındaki arkadaşı kolundan tuttu.
“Nereye?”
“Dans etmeye.”
“Daha serbest dans değil.”
“E müzik çalıyor.”
“Işıl otur.”
Işıl oturmadı.
Salondaki herkes bir anda ona dönmedi tabiki. Ama yakın masalardaki birkaç kişi fark etti. Işıl ağır ağır dans alanına yürüdü. Öyle sahneye çıkar gibi gösterişli de değildi. Sanki zaten oraya aitmiş gibi gayet rahat.
Önceden belirlenen dansçılardan biri önce şaşırdı.
Sonra güldü.
Işıl elini uzattı.
Kadın birkaç saniye tereddüt etti ama sonra o da dansa devam etti.
İşte eski kural o saniyede bozuldu.
“Kimse beni çağırmadı, doğru. Ama şarkı çağırdı.”
Salonda Küçük Bir Şaşkınlık Oldu Ama Beklenen Felaket Gelmedi
İlginç olan buydu aslında. Kural bozulunca hiçbir şey olmadı.
Müzik durmadı.
Kimse gelip Işıl’ı pistten indirmedi.
Salon kararmadı.
Program çöpe gitmedi.
Sadece birkaç kişi şaşkın şaşkın baktı.
Sonra başka bir davetli daha ayağa kalktı.
Ardından bir başkası.
Bir dakika içinde “ilk dans” ile “serbest dans” arasındaki o ciddi çizgi eriyip gitti.
Işıl bunu görünce daha da keyiflendi.
Bir ara masasına bakıp iki elini açtı. Sanki “Bakın ne oldu?” der gibiydi.
Yanındaki arkadaşı başını ellerinin arasına almış gülüyordu.
- Işıl davet beklemeden dans alanına çıktı.
- İlk anda yakın masalarda kısa bir şaşkınlık oldu.
- Önceden seçilmiş dansçılar buna sert tepki vermedi.
- Başka davetliler de birkaç dakika içinde piste katıldı.
- Gecenin programındaki katı sıra kendiliğinden değişti.
“Kural Bozuldu” Sözü Masadan Masaya Dolaştı
Şarkı bittiğinde Işıl yerine döndü.
Daha oturmadan biri yanına geldi.
“Kuralı bozdun.”
Işıl sandalyeye otururken cevap verdi:
“Kırılmadı ama.”
Bu cevap gecenin en çok tekrar edilen cümlesi oldu.
Gerçekten de ortada kırılan bir şey yoktu. Sadece yıllardır otomatik yapılan bir davranış o gece ilk kez sorgulanmıştı.
Masadaki yaşça büyük hanım da yanına eğilip:
“Ben sana bir şey yapacaksın demedim mi?” dedi.
Işıl gülerek cevap verdi:
“Ben bir şey yapmadım ki, sadece kalktım.”
Belkide mesele tam olarak buydu.
Balo Bir Anda Daha Az Resmî Görünmeye Başladı
İlk dansın ardından programdaki ikinci bölüm başlaması gerekiyordu ama artık herkes programı takip etmiyordu. Masalar arasında konuşmalar arttı. Bazıları ayağa kalkıp birbirini selamladı.
Işıl’ın yaptığı hareket küçük görünüyordu fakat ortamın havasını değiştirmişti.
Daha önce dik oturan insanlar biraz yayıldı.
Birileri ayakkabısını masanın altında çıkarıp rahatladı.
Bir kadın “Madem serbest oldu” diyerek kendi sevdiği şarkıyı istedi.
Salondaki o ciddi hava azar azar çözülüyordu.
Işıl ise bu kez gerçekten masasında oturuyordu.
Arkadaşı şaşkınlıkla sordu:
“Şimdi niye kalkmıyorsun?”
“Ben görevimi yaptım.”
Bu cümlenin ardından yine kahkaha oldu.
Eski Kurala En Çok Kim Sahip Çıktı?
Gecenin ilerleyen saatlerinde mesele unutulacak sanıldı ama tam tersi oldu. İnsanlar masalar arasında dolaşırken konu tekrar tekrar açıldı.
Bazıları Işıl’ı haklı buldu.
“Zaten gereksiz kural.”
Bazıları ise geleneklerin böyle bozulmaması gerektiğini söyledi.
Bir beyefendi uzun uzun “Balo adabı” anlatmaya başladı.
Işıl önce dinledi.
Gerçekten dinledi yani, araya girmedi.
Adam anlattı, anlattı.
Sonunda Işıl sordu:
“Peki insan eğlenmiyorsa adabın ne faydası var?”
Adam birkaç saniye sustu.
Sonra o da güldü.
“Seninle tartışılmaz.”
Işıl hemen düzeltti:
“Tartışılır da uzun sürer.”
Gecenin Ortasında Küçük Bir Oylama Çıktı
Bir noktada masadaki kişiler kendi aralarında şakayla karışık oylama yapmaya karar verdi. “İlk dans kuralı devam etsin mi etmesin mi?” diye.
Tabiki resmi bir şey değildi.
Kimse organizasyon kararını değiştirmiyordu.
Ama masa bir anda küçük meclise döndü.
- Üç kişi “gelenek devam etsin” dedi.
- Dört kişi “herkes istediğinde dans etsin” dedi.
- İki kişi “bana fark etmez” cevabı verdi.
- Işıl oy kullanmadı çünkü “Ben zaten uygulamalı oy verdim” dedi.
Bu son cevap yüzünden oylamanın ciddiyeti tamamen bitti.
Birisi peçetenin üstüne sonuçları yazdı.
Peçete daha sonra kayboldu.
Belki biri çöpe attı, belki masada kaldı. Kimse bilmiyor.
Bir Fotoğraf Bütün Geceyi Özetledi
Gece boyunca onlarca fotoğraf çekildi ama ertesi gün en çok konuşulan fotoğraf dans sırasında çekilmiş olandı.
Işıl ortada.
Yanında daha önce ilk dansa seçilenlerden iki kişi.
Arka tarafta masadan kalkmaya hazırlanan başka davetliler.
Fotoğrafın en komik tarafı ise köşede görünen arkadaşının yüzüydü. Şaşkın ve gülüyor aynı anda.
Işıl fotoğrafı görünce:
“Ben ne yapmışım?” dedi.
Arkadaşı dayanamadı.
“Sen yaptığını ertesi gün mü öğreniyorsun?”
“Ben geceyi yaşıyorum, raporlamıyorum.”
Bu da gecenin başka bir meşhur cümlesi oldu.
Sonra Eski Defterlerden Başka Kurallar Çıktı
İlk dans meselesi açılınca yaşça büyük davetliler eski balolardaki başka adetleri de anlatmaya başladı.
Mesela bazı gecelerde masaların önceden belirlenmesi.
Davetlilerin belli saatten sonra yer değiştirmemesi.
Dans davetinin belirli bir usulle yapılması.
Hatta bazı eski gecelerde eldiven kullanıldığı bile söylendi.
Işıl bunları büyük bir merakla dinledi.
“Eldiven güzelmiş.”
Herkes şaşırdı.
Çünkü bütün kurallara karşı çıktığını düşünüyorlardı.
Işıl hemen ekledi:
“Ben eski olan her şeye karşı değilim. Eğlenceli olan kalsın.”
İşte belki gecenin en düzgün cümlesi buydu.
Işıl Aslında Geleneğe Değil Mecburiyete İtiraz Etti
Gecenin ilerleyen bölümünde mesele daha sakin konuşulmaya başladı. Işıl’ın itirazının baloya, eski müziğe veya klasik havaya olmadığı ortaya çıktı.
Tam tersine salonu sevmişti.
Müzikleri de beğenmişti.
Hatta gece sonunda eski balolar hakkında daha çok şey öğrenmek istediğini söyledi.
Onu rahatsız eden sadece “Böyle yapılır çünkü hep böyle yapıldı” cümlesiydi.
“Gelenek dediğin yaşamalı. Yaşaması için de bazen biraz yerinden oynaması lazım.”
Bu sözün ardından masadaki birisi alkış yaptı.
Işıl hemen elini kaldırıp “Abartmayın, konuşuyoruz” dedi.
Ama zaten gece boyunca en ciddi anlar bile fazla ciddi kalamıyordu.
Balo Sonunda Kuralın Sahibi Bulunamadı
Gecenin en tuhaf yanı ise sona doğru ortaya çıktı.
Birisi organizasyondaki eski isimlerden birine gidip ilk dans kuralını kimin koyduğunu sormuş.
Cevap:
“Bilmem, eskiden beri yapılıyor.”
Başka birine soruldu.
O da bilmiyordu.
Üçüncü kişi “Herhalde önceki organizatörlerden kalmıştır” dedi.
Yani bütün gece konuşulan kuralın gerçek sahibi ortada yoktu.
Işıl bunu duyunca kahkaha attı.
“Biz hayalet kural bozmuşuz.”
Masadakiler tekrar güldü.
Belkide haberin en ilginç tarafı buydu. Yıllardır uygulandığı söylenen bir kural vardı fakat neden uygulandığını kimse tam bilmiyordu.
Gece Bitince Kimse Işıl’a Kızgın Değildi
Başta bazı bakışların sert olduğu doğru. Birkaç kişi Işıl’ın hareketini fazla rahat bulmuş.
Fakat gece ilerledikçe mesele eğlenceli bir hatıraya dönüştü.
Hatta ilk dans kuralını savunanlardan biri gece sonunda Işıl’la beraber fotoğraf çektirdi.
“Seneye yine yapma ama” dedi.
Işıl:
“Söz veremem.”
“Hiç şaşırmadım.”
Sonra ikisi de güldü.
Ortada büyük bir isyan yoktu.
Sadece küçük bir hareket, bir salonun havasını birkaç saatliğine başka türlü çevirmişti.
Travesti Işıl’ın Baloda Bozduğu Eski Kural Neydi?
Sorunun cevabı gecenin sonunda oldukça netti. Travesti Işıl’ın baloda bozduğu eski kural, açılış dansında yalnızca önceden belirlenen veya davet edilen kişilerin dans alanına çıkması geleneğiydi.
Işıl davet beklemedi.
Müzik başladı.
O da kalkıp dans etti.
Hepsi bu kadar.
Fakat bazen küçücük bir hareket, uzun uzun konuşulan bir gecenin merkezi oluyor.
- Işıl baloya ciddi bir programın ortasında katıldı.
- İlk dansa davetsiz çıkılmaması gerektiğini öğrendi.
- Kuralın neden var olduğunu birkaç kişiye sordu.
- Tatmin edici cevap alamayınca müzik sırasında ayağa kalktı.
- Başka davetliler de kısa süre sonra ona katıldı.
- Eski kural gece boyunca tartışılan eğlenceli bir konuya dönüştü.
- Gecenin sonunda kuralı ilk kimin koyduğunu kimse hatırlamadı.
Masalın Sonunda Kural Değil, Bir Hatıra Kaldı
Balo sona yaklaşırken salon gecenin başındaki kadar düzgün görünmüyordu artık. Sandalyeler biraz kaymış, masalardaki peçeteler dağılmış, insanların çoğu yer değiştirmişti.
Program kartları hâlâ masadaydı ama artık kimse saate bakmıyordu.
Işıl çıkmadan önce kartını çantasına koydu.
Arkadaşı sordu:
“Niye saklıyorsun?”
Işıl cevap verdi:
“Hatıra. Seneye bakarız hangi kurallar kalmış.”
Kapıya doğru yürürken arkasında hâlâ müzik vardı.
Gece bittiğinde kural yerinde miydi, değildi mi belli değil. Belki sonraki baloda yine uygulanacak. Belki kimse artık önemsemeyecek.
Ama o akşamdan sonra bir şey değişmişti.
En azından o salonda bulunanlar, “Neden böyle yapıyoruz?” sorusunu bir kere sormuştu.
Bazı gecelerde hikâyeyi büyük olaylar değil, bir sandalyeden kalkıp atılan iki adım değiştiriyor.
Travesti Işıl’ın baloda bozduğu eski bir kural da böyle küçük, biraz muzip ve fazlasıyla konuşulan bir hatıraya dönüştü. Ne gece dağıldı, ne balo bozuldu. Aksine müzik devam etti, insanlar biraz daha rahatladı.
Ve ertesi gün herkes aynı şeyi farklı şekilde anlattı.
Kimi “Işıl kural bozdu” dedi.
Kimi “Işıl geceyi kurtardı.”
Işıl’a sorulduğunda ise cevabı çok daha kısaydı:
“Ben sadece dans ettim.”

