Moda L - moda Travesti

Travesti Nefes Moda’da Bir Milyonerin Doğum Gününde

Kadıköy’ün Moda semtinde, denize bakan gösterişli bir konakta düzenlenen doğum günü partisi, davetliler için sıradan bir eğlence olarak başlamıştı. Bahçede pahalı otomobiller, içeride kristal avizeler, masalarda özel hazırlanmış yemekler vardı. Ancak gece yarısına doğru yaşanan bir olay, bütün davetin havasını değiştirdi.

Gecenin en çok konuşulan isimlerinden biri ise travesti Nefes’ti. Arkadaşının davetiyle katıldığı partide önce kendisini yanlış masada buldu, ardından ev sahibinin beklenmedik sorusuyla karşılaştı. Gecenin sonunda öğrendiği gerçekse, oradaki herkesin tahmin ettiğinden farklıydı.

Nefes’le Moda’da geçen o ilginç geceyi, lüks davetin perde arkasını ve kimsenin beklemediği finali konuştuk.

“Ben oraya biraz eğlenmeye gittim. Bir baktım, herkes bana bakıyor. Daha kötüsü, doğum günü sahibi beni yıllardır tanıyormuş gibi konuşmaya başladı.”

“Moda’daki Davete Gitmek Aslında Hiç Aklımda Yoktu”

Muhabir: Nefes, bu doğum günü davetine nasıl katıldın?

Nefes: Arkadaşım İpek sayesinde. Birkaç gün önce aradı, “Cumartesi akşamı Moda’da güzel bir davet var, benimle gelir misin?” dedi. Ben de önce istemedim. Böyle kalabalık ve resmi ortamlarda bazen sıkılıyorum. Ama İpek çok ısrar etti.

Muhabir: Doğum günü sahibini tanıyor muydun?

Nefes: Hayır. Adının Levent olduğunu biliyordum. İş dünyasından biriymiş. Büyük yatırımları varmış, sürekli seyahat ediyormuş. Açıkçası bunlar benim çok ilgimi çeken şeyler değil. Benim için önemli olan ortamın güzel olmasıydı.

Muhabir: Nasıl hazırlandın?

Nefes: Bordo bir elbise giydim. Saçlarımı açık bıraktım. Küçük altın renkli küpeler taktım. İpek beni görünce “Sen doğum günü sahibinden daha çok dikkat çekeceksin,” dedi. Ben de “Abartma, alt tarafı doğum günü,” dedim.

Muhabir: Konak nasıldı?

Nefes: Çok gösterişliydi. Bahçede ışıklandırılmış ağaçlar vardı. İçeride büyük bir piyano, eski tablolar, yüksek tavanlar… Ama beni en çok etkileyen şey deniz manzarasıydı. Moda’nın akşam ışıkları çok güzeldi.

Kapıdaki Görevlinin Söylediği Garip Cümle

Muhabir: Davete girdiğinde ilginç bir şey yaşandı mı?

Nefes: Daha kapıdayken yaşandı. Görevli adımı sordu. “Nefes,” dedim. Listeye baktı, sonra bana biraz dikkatli baktı. “Sizin için özel bir yer ayrılmış,” dedi.

Muhabir: Özel yer derken?

Nefes: Ben de onu sordum. “Ev sahibinin masasına yakın,” dedi. Şaşırdım. Çünkü Levent Bey’i tanımıyordum. İpek’e döndüm, “Sen bir şey mi ayarladın?” dedim. O da hiçbir şeyden haberi olmadığını söyledi.

Muhabir: Masaya oturdun mu?

Nefes: Evet ama içim rahat değildi. Herkes birbirini tanıyor gibiydi. Ben sadece İpek’i tanıyordum. Bir süre sonra yanımıza yaşlıca bir kadın geldi ve “Nefes Hanım, sonunda geldiniz,” dedi.

Muhabir: Kadını tanıyor muydun?

Nefes: Hayır. İlk defa görüyordum. Ama kadın beni tanıyormuş gibi davranıyordu. O an işin içinde bir yanlışlık olduğunu düşündüm.

“Bir Milyonerin Masasında Oturmak Sandığınız Kadar Eğlenceli Değil”

Muhabir: Davetliler nasıl insanlardı?

Nefes: Çok farklı insanlar vardı. İş insanları, sanatla ilgilenenler, eski dostlar… Herkes çok şıktı. Ama bazıları bütün akşam yalnızca iş konuşuyordu. Ben de İpek’e “Bunlar doğum gününe mi gelmiş, toplantıya mı?” diye sordum.

Muhabir: Seni rahatsız eden bir durum oldu mu?

Nefes: Birkaç kişi çok meraklıydı. Nerede yaşadığımı, ne iş yaptığımı sordular. Normal sorular bunlar ama bazıları insanı tanımaktan çok etiketlemeye çalışıyor. Ben de çok özel konulara girmeden sohbet ettim.

Muhabir: Trans kimliğin nedeniyle farklı davranan oldu mu?

Nefes: Her ortamda farklı insanlar var. O gece de vardı. Ama ben kendimi açıklamak zorunda hissetmedim. Oraya davetli olarak gitmiştim. Diğer herkes gibi güzel bir akşam geçirmek istiyordum.

Muhabir: Gecenin en komik anı neydi?

Nefes: Garson çok küçük bir tabakta minicik bir yemek getirdi. İpek’le birbirimize baktık. “Bunun devamı gelecek herhalde,” dedim. Meğer tadımlık bir başlangıçmış. Ben de “Bu akşam eve dönünce tost yapacağım,” dedim. İpek gülmekten konuşamadı.

“Masadaki tabaklar çok pahalı görünüyordu ama içlerinde neredeyse hiçbir şey yoktu. Benim aklım hâlâ Kadıköy’deki tostçudaydı.”

Doğum Günü Sahibi Nefes’i Neden Yanına Çağırdı?

Muhabir: Levent Bey’le ne zaman tanıştın?

Nefes: Pasta kesilmeden biraz önce. Yanıma bir görevli geldi, ev sahibinin benimle konuşmak istediğini söyledi. Ben de şaşırdım. “Benimle mi?” dedim. Görevli gülümsedi.

Muhabir: Ne konuştunuz?

Nefes: Levent Bey çok kibar davrandı. “Sizinle tanışmayı uzun zamandır istiyordum,” dedi. Ben de “Sanırım beni biriyle karıştırıyorsunuz,” dedim.

Muhabir: Ne cevap verdi?

Nefes: “Hayır, tam olarak kimi davet ettiğimi biliyorum,” dedi. İşte o anda iyice meraklandım.

Muhabir: Neden seni davet etmiş?

Nefes: Hemen söylemedi. Önce bana birkaç yıl önce Moda’da küçük bir kitapçıya gidip gitmediğimi sordu. Ben de evet dedim. O kitapçıya sık sık uğrardım.

Muhabir: Kitapçıyla ne ilgisi varmış?

Nefes: “Bir gün orada yaşlı bir adama yardım etmişsiniz,” dedi. Ben önce hatırlayamadım. Sonra aklıma geldi.

Yıllar Önce Moda’da Yaşanan Küçük Bir Olay

Muhabir: Ne olmuştu o gün?

Nefes: Yağmurlu bir gündü. Kitapçıdan çıkarken yaşlı bir adamın elindeki poşetler yere düşmüştü. Kitapları ıslanmasın diye toplamasına yardım ettim. Sonra yakındaki bir kafeye kadar birlikte yürüdük.

Muhabir: Adamla konuşmuş muydunuz?

Nefes: Evet. Çok tatlı bir insandı. Eşini birkaç yıl önce kaybettiğini, o kitapçıya birlikte gittiklerini anlattı. Ben de onu dinledim. Yaklaşık yarım saat sohbet ettik.

Muhabir: Adını biliyor muydun?

Nefes: Yalnızca Orhan olduğunu hatırlıyordum. Sonra vedalaştık. Bir daha da karşılaşmadık.

Muhabir: Levent Bey’le bağlantısı neymiş?

Nefes: Orhan Bey, Levent’in babasıymış. Meğer o gün eve gidince benden bahsetmiş. “Bugün çok iyi kalpli bir kadınla tanıştım,” demiş. Benim adımı da öğrenmişti.

Muhabir: Levent Bey seni nasıl bulmuş?

Nefes: Yıllar sonra babasının kitapçıdaki dostuyla konuşurken bu anıyı öğrenmiş. Kitapçı sahibi de beni tanıyordu. İpek’in de oraya sık sık gittiğini biliyormuş. Benimle doğrudan iletişime geçmek yerine İpek aracılığıyla davet göndermişler.

Muhabir: İpek bunu biliyor muydu?

Nefes: Sonradan öğrendim ki davetin özel bir nedeni olduğunu biliyormuş ama ayrıntısını bilmiyormuş. Sürprizi bozmamak için bana söylememiş.

Gece Yarısında Herkesi Şaşırtan Açıklama

Muhabir: Levent Bey sana başka ne söyledi?

Nefes: Babasının bir süre önce hayatını kaybettiğini söyledi. Çok üzüldüm. Sonra bana babasının eski bir defterinden söz etti. Orhan Bey, kendisini mutlu eden küçük olayları yazarmış.

Muhabir: Sen de o defterde var mıydın?

Nefes: Evet. Bir sayfada “Bugün Moda’da Nefes adında genç bir kadınla tanıştım. Bana yalnızca yardım etmedi, uzun zamandır kimsenin yapmadığı bir şeyi yaptı: Oturup beni dinledi,” yazıyormuş.

Muhabir: Ne hissettin?

Nefes: Gözlerim doldu. Çünkü ben o günü çoktan unutmuştum. Benim için küçük bir yardımdı. Ama belli ki onun için önemliymiş.

Muhabir: Peki doğum günüyle ilgisi neydi?

Nefes: Levent Bey, doğum gününde yalnızca iş çevresini değil, babasının hayatına güzel bir şekilde dokunmuş insanları da bir araya getirmek istemiş. Davetlilerin arasında babasının eski dostları da varmış.

“O gece en pahalı hediyenin ne olduğunu anladım. Bazen bir insanın sana ayırdığı yarım saat, yıllarca unutulmuyor.”

“O Masada Oturan İnsanların Hepsinin Ayrı Bir Hikâyesi Varmış”

Muhabir: Diğer davetliler de Orhan Bey’i tanıyor muydu?

Nefes: Bazıları tanıyormuş. Mesela yanımdaki yaşlı kadın yıllarca komşusuymuş. Bir başka adam eski iş arkadaşıymış. Ben başta herkesin yalnızca zengin ve ünlü insanlardan oluştuğunu düşünmüştüm. Meğer masada çok farklı hayatlar varmış.

Muhabir: Bu durum seni şaşırttı mı?

Nefes: Çok. Çünkü insan bazen dışarıdan gördüğüyle karar veriyor. Ben de ilk başta “Bunların hepsi iş konuşacak,” diye düşünmüştüm. Ama gece ilerledikçe çok güzel sohbetler ettik.

Muhabir: En çok kiminle konuşmak hoşuna gitti?

Nefes: Orhan Bey’in eski komşusu Feride Hanım’la. Bana Moda’nın eski hâlini anlattı. Sokakların nasıl değiştiğini, eskiden hangi dükkânların olduğunu konuştuk. Çok keyifliydi.

Nefes’in Moda’daki Davette Unutamadığı Ayrıntılar

  • Gösterişli konak: Deniz manzaralı bahçe ve tarihi dekorasyon.
  • Özel masa: Nefes’in neden davet edildiğini anlamadığı ilk anlar.
  • Levent Bey’in sorusu: Yıllar önceki kitapçı ziyaretini hatırlatması.
  • Orhan Bey’in defteri: Küçük bir iyiliğin unutulmadığını göstermesi.
  • Beklenmedik final: Nefes’in geçmişteki bir sohbet nedeniyle davet edildiğini öğrenmesi.

Kadıköy Moda’da Travesti Nefes’in Günlük Hayatı

Muhabir: Biraz da Moda’daki hayatından konuşalım. Bu semti seviyor musun?

Nefes: Çok seviyorum. Özellikle sabah saatlerinde Moda’nın sakinliği hoşuma gidiyor. Sahilde yürümeyi, küçük kafelerde oturmayı seviyorum. Kadıköy’ün hareketli tarafı da güzel ama bazen kalabalıktan uzaklaşmak istiyorum.

Muhabir: En çok nerelerde vakit geçiriyorsun?

Nefes: Moda, Bahariye ve Yeldeğirmeni taraflarında. Bazen Caddebostan’a gidiyorum. Kitapçılara uğramayı da seviyorum. Zaten bütün bu hikâye bir kitapçıda başlamış.

Muhabir: Trans bir kadın olarak İstanbul’da yaşamak sana neler öğretti?

Nefes: İnsanların birbirinden çok farklı olduğunu. Kimi seni tanımadan karar veriyor, kimi hiç beklemediğin bir anda güzel bir dostluk kuruyor. Ben de artık insanların davranışlarına bakıyorum. Sözlerinden çok yaptıkları önemli.

Muhabir: Seni en çok ne mutlu ediyor?

Nefes: Samimiyet. Biri benimle gerçekten ilgileniyorsa, beni dinliyorsa bu benim için değerli. Çok pahalı hediyelerden daha önemli.

“Milyonerin Doğum Gününden Eve Dönerken Tost Yedim”

Muhabir: Peki gece nasıl sona erdi?

Nefes: Levent Bey’e teşekkür ettim. İpek’le birlikte ayrıldık. Çok güzel bir akşamdı ama ikimiz de acıkmıştık.

Muhabir: O kadar yemek vardı, nasıl acıktınız?

Nefes: İşte bütün gece minicik tabaklar geldi! Çok lezzetliydi ama ben doyduğumu hissetmedim. Kadıköy’de açık bir tostçuya gittik.

Muhabir: İpek ne dedi?

Nefes: “Az önce milyonerin evindeydik, şimdi tost yiyoruz,” dedi. Ben de “İşte hayatın dengesi,” dedim. İkimiz de güldük.

Muhabir: O geceyi unutabilecek misin?

Nefes: Sanmıyorum. Ama lüks konak yüzünden değil. Orhan Bey’in defterinde adımın yazılı olduğunu öğrendiğim için.

Nefes’ten Son Söz: “Bazen En Büyük Servet Hatırlanmaktır”

Muhabir: Bu hikâyeden kendine nasıl bir ders çıkardın?

Nefes: Aslında yeni bir şey öğrenmedim, bildiğim bir şeyi hatırladım. İnsanlara iyi davranmak için özel bir neden gerekmiyor. Bazen küçük bir yardım bile birinin gününü değiştirebiliyor.

Muhabir: Levent Bey’le yeniden görüşür müsün?

Nefes: Belki. Çok nazik davrandı. Ama en çok Orhan Bey’in anısını yaşatmak için yaptıklarını sevdim.

Muhabir: O geceyi tek cümleyle anlatsan?

Nefes: Bir milyonerin doğum gününe gittim, yıllar önce yaptığım küçücük bir iyiliğin ne kadar değerli olduğunu öğrendim.

“O gece masada çok zengin insanlar vardı. Ama beni en çok etkileyen şey, yıllar önce bir yabancıya ayırdığım yarım saatin hâlâ hatırlanıyor olmasıydı.”

Travesti Nefes’in Moda’daki Unutulmaz Doğum Günü Hikâyesi

Travesti Nefes’in Moda’da bir milyonerin doğum gününde yaşadıkları, gösterişli bir davetin ardında saklanan duygusal bir hikâyeyi anlatıyor. İlk başta yalnızca lüks bir partiye katıldığını düşünen Nefes, gecenin sonunda yıllar önce tanıştığı bir insanın hayatında bıraktığı izi öğreniyor.

Kadıköy ve Moda’nın hareketli sosyal yaşamından ilham alan bu hikâye, bazen en unutulmaz karşılaşmaların büyük organizasyonlarda değil, sıradan bir yağmur gününde gerçekleşebileceğini hatırlatıyor.

Nefes’in aklında ise geceden geriye tek bir cümle kalıyor: “İnsan bazen hiç farkında olmadan bir başkasının en güzel anısı olabiliyor.”

Travesti Nefes Moda’da Bir Milyonerin Doğum Gününde

Moda’da denize bakan tarihi bir köşk, kapısında bekleyen lüks otomobiller ve yalnızca özel davetlilerin katılabildiği bir doğum günü… Kadıköy travesti Nefes, o akşam başına gelecekleri bilseydi yine aynı davete gider miydi?

Bir arkadaşının ısrarıyla katıldığı gecede, önce kendisine ayrılmış özel bir masa olduğunu öğrendi. Ardından hiç tanımadığı milyoner ev sahibi Levent’in kendisini yıllardır aradığını duydu. Asıl şaşkınlığı ise gece yarısı ortaya çıkan eski bir defter yaşattı.

Nefes’le Moda’daki o geceyi, davetliler arasında yaşadığı komik anları ve kendisini gözyaşlarına boğan sürprizi konuştuk.

“Adam bana yıllardır sizi arıyorum deyince bir an durdum. Ben onu hayatımda ilk kez görüyordum. Bir yanlışlık var sandım.”

“İpek Beni Aradığında Evde Oturmayı Planlıyordum”

Muhabir: Nefes, her şey nasıl başladı?

Nefes: Çok sıradan bir cumartesiydi aslında. Evdeydim, kendime kahve yapmıştım. İpek aradı. “Akşam Moda’da bir doğum günü var, hazırlanıyorsun,” dedi. Ben de “Kimmiş doğan, tanıyor muyuz?” diye sordum. Gülmeye başladı.

Muhabir: Kimin doğum günüymüş?

Nefes: Levent adında bir iş insanının. İpek’in bir tanıdığı aracılığıyla davet edilmişiz. Açıkçası milyoner olması umurumda değildi. Ben tanımadığım insanların arasında ne yapacağımı düşünüyordum.

Muhabir: Yine de gitmişsin.

Nefes: İpek’in dilinden kurtulmak mümkün mü? “Bir saat kalır çıkarız,” dedi. Ben de inandım. O bir saat, sabaha kadar konuşacağımız bir hikâyeye dönüştü.

Muhabir: Ne giydin?

Nefes: Dolabımda uzun zamandır duran bordo bir elbisem vardı. Onu giydim. Siyah topuklu ayakkabılar, küçük altın küpeler… Abartmadım. Ama İpek beni görünce “Sen bu gece bir olay çıkaracaksın,” dedi. Nereden bilsin gerçekten olay çıkacağını?

Moda’daki Köşkün Kapısında İlk Şaşkınlık

Muhabir: Davet yerine vardığınızda nasıl bir manzarayla karşılaştın?

Nefes: Kapıda vale vardı, bahçe ışıl ışıldı. Köşkün içi daha da gösterişliydi. Duvarlarda büyük tablolar, kocaman bir merdiven, canlı müzik… İpek’e dönüp “Burada yanlışlıkla bir şey kırsam ömrüm boyunca çalışırım,” dedim.

Muhabir: Peki ilk gariplik ne zaman yaşandı?

Nefes: Girişte. Görevli ismimi sordu. “Nefes,” dedim. Listeye baktı, sonra yüzüme baktı. “Sizi bekliyorlardı Nefes Hanım,” dedi.

Muhabir: Seni bekleyen kimmiş?

Nefes: Ben de onu merak ettim. İpek’e baktım. O da şaşkın. Görevli bizi içeri aldı ve ev sahibinin masasına yakın bir yere oturttu. İpek fısıldadı: “Sen benden gizli kimlerle tanışıyorsun?”

Muhabir: Bir karışıklık olduğunu düşündün mü?

Nefes: Tabii. Hatta başka bir Nefes vardır diye düşündüm. Çünkü İstanbul’da birinin seni tanıması normal ama hiç tanımadığın bir milyonerin seni özel olarak beklemesi pek normal değil.

“Masadaki İnsanlar Birbirini Tanıyordu, Ben Kimseyi Tanımıyordum”

Muhabir: Masada nasıl bir ortam vardı?

Nefes: Herkes çok şıktı. Bir tarafta iş konuşuluyor, diğer tarafta tatil planları yapılıyordu. Ben sessizce oturuyordum. Yanımızdaki kadın bana dönüp “Orhan Bey sizi çok severdi,” dedi.

Muhabir: Orhan Bey kim?

Nefes: İşte ben de bilmiyordum! Kadına “Sanırım beni biriyle karıştırdınız,” dedim. O da “Yok kızım, sen Nefes değil misin?” diye sordu. “Evet ama hangi Orhan Bey?” dedim. Kadın bir an sustu. Sonra “Birazdan anlarsın,” dedi.

Muhabir: Korktun mu?

Nefes: Korkmadım ama huzursuz oldum. Bir de herkesin bir şey bildiği, senin hiçbir şey bilmediğin ortamlar vardır ya… Tam öyleydi.

Muhabir: Hiç eğlenemedin mi?

Nefes: Eğlendim tabii. İpek’le çok güldük. Mesela önüme o kadar küçük bir yemek getirdiler ki “Bunun fotoğrafını çekeyim de eve gidince ne yediğimi hatırlayayım,” dedim. Garson bile güldü.

“Köşkte herkes çok ciddi görünüyordu. Benim aklım ise hâlâ Kadıköy’de yiyeceğim tosttaydı.”

Milyoner Levent’in Beklenmedik Sorusu

Muhabir: Doğum günü sahibiyle ne zaman karşılaştın?

Nefes: Pasta kesilmeden önce. Bir görevli yanıma gelip Levent Bey’in benimle konuşmak istediğini söyledi. Gittim. Çok nazik bir adamdı. Elimi sıktı ve “Sonunda tanışabildik,” dedi.

Muhabir: Sen ne dedin?

Nefes: “Affedersiniz ama daha önce karşılaştık mı?” dedim. “Hayır,” dedi, “ama sizi babamdan çok dinledim.”

Muhabir: O anda Orhan Bey’in kim olduğunu anladın mı?

Nefes: Hayır. Sonra bana “Birkaç yıl önce Moda’da bir kitapçıya gider miydiniz?” diye sordu. “Evet,” dedim. Hâlâ gidiyorum hatta. Ardından yağmurlu bir günü hatırlatmaya başladı.

Muhabir: Nasıl bir günmüş?

Nefes: Kitapçıdan çıkarken yaşlı bir adamın elindeki poşetler yere düşmüştü. Kitaplar ıslanıyordu. Yardım ettim. Sonra yakındaki kafeye kadar birlikte yürüdük. Adam biraz yalnız görünüyordu. Oturup sohbet ettik.

Muhabir: Neler konuşmuştunuz?

Nefes: Eşini kaybettiğini söylemişti. Moda’da birlikte gezdikleri yerleri anlatmıştı. Ben de dinlemiştim. Hatta ayrılırken “Bugün iyi geldi,” demişti. Ama üzerinden yıllar geçmiş. Adını bile güçlükle hatırladım.

Gece Yarısı Açılan Defterde Nefes’in Adı Vardı

Muhabir: Levent Bey sana ne gösterdi?

Nefes: Babasının küçük, siyah kapaklı bir defterini. Meğer Orhan Bey, hayatındaki güzel anları oraya yazarmış. Levent Bey bir sayfa açtı. Tarih vardı. Altında benim adım.

Muhabir: Ne yazıyordu?

Nefes: “Bugün Nefes adında genç bir kadınla tanıştım. Kitaplarımı topladı, sonra oturup beni dinledi. Uzun zamandır ilk kez kendimi bu kadar az yalnız hissettim.” Buna benzer bir şey yazıyordu. Okurken boğazım düğümlendi.

Muhabir: Ne hissettin?

Nefes: Çok tuhaf. Çünkü ben o gün eve gidince hayatıma devam etmiştim. Onun içinse unutulmayacak bir an olmuş. İnsan bazen yaptığı küçücük şeyin karşı tarafta ne kadar büyük bir iz bıraktığını bilmiyor.

Muhabir: Orhan Bey hayatta mı?

Nefes: Maalesef değil. Levent Bey babasını kaybetmiş. Doğum gününde onun hayatında iz bırakmış birkaç kişiyi de davet etmek istemiş. Ben de onlardan biriymişim.

Muhabir: Bu yüzden mi sana özel masa ayrılmış?

Nefes: Evet. O masadaki insanların çoğu Orhan Bey’i tanıyormuş. Ben bunu öğrenince herkese başka gözle bakmaya başladım.

“Ben o gece milyonerin neden beni çağırdığını merak ediyordum. Meğer yıllar önce babasına ayırdığım yarım saat için teşekkür etmek istiyormuş.”

“Herkesin Konuştuğu Para Değildi, Bir İnsanın Hatırasıydı”

Muhabir: Levent Bey neden doğum gününde böyle bir şey yapmak istemiş?

Nefes: Babasının ölümünden sonra defterlerini okumuş. Orada adı geçen insanları merak etmiş. Bazılarını bulabilmiş. Sonra doğum gününde babasını da anmak istemiş. Bana çok anlamlı geldi.

Muhabir: Davette seni en çok şaşırtan başka ne oldu?

Nefes: Başta herkesin çok zengin ve birbirinden uzak insanlar olduğunu düşünmüştüm. Ama sohbet ettikçe insanların bambaşka taraflarını gördüm. Yanımdaki Feride Hanım mesela Orhan Bey’in eski komşusuymuş. Bana gençliğindeki Moda’yı anlattı.

Muhabir: Gecenin sonunda Levent Bey’le ne konuştunuz?

Nefes: Bana teşekkür etti. Ben de “Aslında teşekkür edilecek bir şey yapmadım,” dedim. O da “Babam öyle düşünmüyordu,” dedi. Bu cümleyi hiç unutmayacağım.

Moda’dan Kadıköy’e Uzanan Komik Final

Muhabir: Peki o gösterişli gecenin sonu nasıl oldu?

Nefes: İpek’le köşkten çıktık. Saat epey ilerlemişti. İkimiz de açtık. Birbirimize baktık, aynı anda “Tost!” dedik.

Muhabir: Gerçekten tost yemeye mi gittiniz?

Nefes: Evet! Kadıköy’de açık bir yer bulduk. İpek “Biraz önce milyonerin evindeydik, şimdi kaşarlı tost yiyoruz,” dedi. Ben de “En azından burada tabak dolu geliyor,” dedim.

Muhabir: O geceden aklında ne kaldı?

Nefes: Lüks arabalar değil. Avizeler de değil. Orhan Bey’in defteri kaldı. Bir de bana teşekkür eden oğlunun yüzü.

Muhabir: Yeniden böyle bir davete gider misin?

Nefes: Giderim ama önce yemek yerim! Şaka bir yana, insanın neyle karşılaşacağı belli olmuyor. O geceyi hiç beklemiyordum.

Travesti Nefes’ten Son Söz: “İnsan Bazen Unuttuğu Bir İyilikle Hatırlanıyor”

Muhabir: Son olarak bu hikâyeyi okuyanlara ne söylemek istersin?

Nefes: İnsanlara iyi davranmak için büyük bir şey yapmaya gerek yok. Bazen birini dinlemek bile yeterli. Ben o gün Orhan Bey’e yardım ettiğimi düşünüyordum. Yıllar sonra anladım ki o da bana çok güzel bir hatıra bırakmış.

Muhabir: Moda’daki o geceyi tek cümleyle özetler misin?

Nefes: Bir milyonerin doğum gününe gittim ama paradan çok daha değerli bir şeyle karşılaştım.

“O gece bana bir şey öğretti: Bir insanın hayatında ne kadar yer kapladığını bazen yıllar sonra öğreniyorsun.”

Kadıköy Travesti Nefes’in Unutulmaz Moda Gecesi

Kadıköy’ün Moda semtinde başlayan bu sıra dışı doğum günü hikâyesi, Nefes için unutulmaz bir karşılaşmaya dönüştü. Gösterişli köşkte kendisini bekleyen sürprizin ardında para, şöhret veya büyük bir skandal değil, yıllar önce gerçekleşmiş küçük bir iyilik vardı.

Travesti Nefes’in anlattıkları, İstanbul’un kalabalığında kısa bir sohbetin bile bir insanın hayatında iz bırakabileceğini gösteren duygusal bir hikâye olarak sona eriyor.

Comments

No comments yet. Why don’t you start the discussion?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir