Guller - İstanbul Travesti

Travesti Melisa’nın Evine Gelen 37 İsimsiz Gülün Sırrı

Bir sabah kapınızı açtığınızda tam 37 tane kırmızı gülle karşılaşsanız ne düşünürdünüz? Üstelik çiçeklerin üzerinde ne bir isim, ne bir telefon numarası, ne de göndereni belli eden bir not olsa… İstanbul’da yaşayan travesti Melisa’nın başına gelenler tam da böyle başladı. Önce romantik bir sürpriz sandı. Sonra kötü bir şaka olabileceğini düşündü. Ancak birkaç gün sonra öğrendiği gerçek, tahmin ettiği hiçbir şeye benzemiyordu.

Melisa’yla o sabahı, çiçeklerin ardından yaşanan tuhaf tesadüfleri ve yıllardır aklının bir köşesinde tuttuğu bir anıyı konuştuk. Sohbet ilerledikçe 37 sayısının neden seçildiği de ortaya çıktı.

“İlk gördüğümde güldüm. Otuz yedi gül nedir Allah aşkına? Otuz altı olsa bir anlamı var, kırk olsa başka. Ama tam otuz yedi… Biri özellikle saymış gibiydi.”

“Sabah Kapıyı Açtım, Koridor Çiçekçi Dükkânı Gibiydi”

Muhabir: Melisa, o sabah tam olarak ne oldu?

Melisa: Saat dokuz gibi uyandım. Kapı zili çalmış ama duymamışım. Telefonuma da bir teslimat bildirimi gelmiş. Kapıyı açtığımda yerde kocaman bir çiçek kutusu vardı. Önce yanlış daireye bırakıldığını düşündüm. Kutunun üzerinde benim adım yazıyordu.

Muhabir: Çiçeklerin içinde kart yok muydu?

Melisa: Vardı ama boştu. Beyaz bir kart. Üzerinde tek kelime bile yok. Bu daha da garip geldi. Bir insan çiçek gönderir, hiç değilse “İyi ki varsın” yazar. Burada hiçbir şey yoktu.

Muhabir: Gülleri tek tek saydın mı?

Melisa: İlk başta hayır. Vazoya koymaya çalışırken saymaya başladım. On, yirmi, otuz… Otuz yedi çıktı. Yanlış saydım sandım. Bir daha saydım, yine otuz yedi.

Muhabir: Aklına ilk kim geldi?

Melisa: Eski bir arkadaşım geldi. Sonra başka biri. Ama hiçbiriyle böyle bir çiçek gönderme alışkanlığımız yoktu. Ben de arkadaşım Derya’yı aradım. “Biri bana otuz yedi gül göndermiş,” dedim. Derya önce kahkaha attı, sonra “Niye otuz yedi?” diye sordu. İşte benim de merak ettiğim buydu.

İsimsiz Çiçeklerin Ardından Gelen İlk İpucu

Muhabir: Göndereni bulmak için ne yaptın?

Melisa: Önce teslimatı yapan çiçekçiyi aradım. Siparişi veren kişinin bilgisini paylaşamayacaklarını söylediler. Ben de hak verdim. Ama en azından çiçeklerin yanlışlıkla gönderilip gönderilmediğini öğrenmek istedim.

Muhabir: Ne söylediler?

Melisa: Adresin ve adımın doğru olduğunu söylediler. Gönderenin anonim kalmak istediğini de eklediler. O zaman bunun yanlışlık olmadığını anladım.

Muhabir: Korktun mu?

Melisa: Biraz huzursuz oldum. Çünkü tanımadığın birinin ev adresini bilmesi ve ismini söylemeden hediye göndermesi herkesin hoşuna gitmeyebilir. Romantik bir jest diye düşünmek kolay ama insan önce güvenliğini düşünüyor.

Muhabir: Peki çiçekleri ne yaptın?

Melisa: Eve aldım, iki ayrı vazoya yerleştirdim. Ama kartı sakladım. Bomboş bir kartı niye sakladım bilmiyorum. İçime doğmuş herhalde.

“Beni asıl düşündüren güllerin güzelliği değildi. Birinin tam otuz yedi tanesini seçmiş olmasıydı. O sayı sanki bana bir şey anlatmaya çalışıyordu.”

“Derya Bana Bir Soru Sordu, Bütün Gün Aklımdan Çıkmadı”

Muhabir: Arkadaşın Derya ne düşündü?

Melisa: Önce romantik bir sürpriz olduğunu düşündü. Sonra “Otuz yedi senin için bir şey ifade ediyor mu?” diye sordu. Ben de hayır dedim. Doğum günüm değil, ev numaram değil, yaşım da değil.

Muhabir: Hiçbir çağrışım yapmadı mı?

Melisa: O anda yapmadı. Ama akşam mutfakta çay hazırlarken birden aklıma eski bir defter geldi. Yıllar önce küçük bir not defterim vardı. İçine sevdiğim cümleleri, tanıştığım insanları, gittiğim yerleri yazardım.

Muhabir: Defterle güllerin ne ilgisi vardı?

Melisa: Henüz bilmiyordum. Ama o defterin otuz yedinci sayfasını hatırladım. Bir dönem benim için çok önemliydi.

Muhabir: Neden?

Melisa: Çünkü oraya yıllar önce tanıştığım bir kadının bana söylediği bir cümleyi yazmıştım. Kadının adı Neriman’dı. Hayatımın çok zor bir döneminde karşıma çıkmıştı.

Melisa’nın Yıllar Önce Tanıştığı Neriman Hanım Kimdi?

Muhabir: Neriman Hanım’la nasıl tanışmıştınız?

Melisa: İstanbul’a yeni alışmaya çalıştığım yıllardı. Şişli tarafında küçük bir terzi dükkânı vardı. Bir gün elbisemin fermuarı bozulmuştu. Dükkâna girdim. Neriman Hanım elbiseyi aldı, tamir etti. Ücretini sorduğumda “Sonra verirsin,” dedi.

Muhabir: Sonra görüşmeye devam ettiniz mi?

Melisa: Evet. Bazen uğrayıp çay içerdim. Çok konuşkan değildi ama iyi dinlerdi. Bir gün moralim çok bozuktu. Bana “İnsan bazen kendi değerini başkalarının gözünden arıyor. Yapma bunu,” dedi.

Muhabir: Bu söz seni etkilemiş olmalı.

Melisa: Çok etkiledi. O akşam eve gidip defterime yazdım. Sayfa numarası da otuz yediydi. Altına tarih attım. Sonra yıllar geçti. Taşındım, hayat değişti, görüşmelerimiz azaldı.

Muhabir: Peki Neriman Hanım sana gül gönderir miydi?

Melisa: Hayır. Hatta çiçeklere pek düşkün değildi. Dükkânında bir tane sardunya vardı. Sürekli onunla konuşurdu. O yüzden güllerle bağlantı kuramadım.

Melisa’nın Hatırladığı Küçük Ayrıntılar

  • Neriman Hanım’ın Şişli’deki küçük terzi dükkânı.
  • Her ziyaretinde ikram ettiği ince belli bardakta çay.
  • Melisa’nın yıllarca sakladığı eski not defteri.
  • Defterin 37. sayfasındaki unutulmaz cümle.
  • İkisi arasında zamanla oluşan samimi dostluk.

İkinci Gün Kapıya Bırakılan Küçük Zarf

Muhabir: Güllerden sonra başka bir şey oldu mu?

Melisa: Ertesi gün kapıcı beni aradı. Benim için küçük bir zarf bırakıldığını söyledi. Bu defa üzerinde adım vardı ama gönderen yine yazmıyordu.

Muhabir: İçinde ne vardı?

Melisa: Küçük bir fotoğraf. Eski bir terzi dükkânının önünde çekilmiş. Fotoğrafta Neriman Hanım vardı. Yanında da ben. O kadar eskiydi ki o fotoğrafın varlığını bile unutmuştum.

Muhabir: Fotoğrafın arkasında bir şey yazıyor muydu?

Melisa: Evet. “Bazı insanlar bir günlüğüne hayatımıza girer ama bıraktıkları iz yıllarca kalır.” yazıyordu. El yazısı Neriman Hanım’ınkine benziyordu.

Muhabir: O an ne hissettin?

Melisa: Bir süre fotoğrafa baktım. Sonra oturup ağladım. Çünkü yıllardır görmediğim bir insanın beni hatırlaması çok dokundu. Ama hâlâ bir şey anlamıyordum. Neriman Hanım mı göndermişti? Nereden bulmuştu beni?

“Gerçeği Öğrendiğimde Güllere Bir Daha Baktım”

Muhabir: Sonunda göndereni bulabildin mi?

Melisa: Fotoğrafı görünce eski dükkânın bulunduğu sokağa gittim. Terzi dükkânı kapanmıştı. Yerine küçük bir kitapçı açılmış. Oradaki görevliyle konuşurken Neriman Hanım’ın yeğeninin yakınlarda çalıştığını öğrendim.

Muhabir: Yeğeniyle görüştün mü?

Melisa: Evet. Adı Aylin’di. Beni görünce hemen tanıdı. Çünkü Neriman Hanım ona benden söz etmiş. Meğer Neriman Hanım bir süredir şehir dışında yaşıyormuş. Sağlığı da eskisi kadar iyi değilmiş.

Muhabir: Gülleri Aylin mi göndermiş?

Melisa: Evet ama Neriman Hanım’ın isteğiyle. Birkaç hafta önce eski eşyalarını düzenlerken birlikte çekildiğimiz fotoğrafı bulmuşlar. Neriman Hanım beni merak etmiş. Aylin de ortak tanıdıklarımız aracılığıyla bana ulaşmış.

Muhabir: Peki neden otuz yedi gül?

Melisa: İşte o anda her şey anlaşıldı. Neriman Hanım benim defterimi hatırlıyormuş. Bir gün ona otuz yedinci sayfadaki sözü gösterdiğimi söylemiş. “O kız bana bir cümlemi defterine yazdığını söylemişti,” demiş. Aylin de bu anıyı simgelemek için otuz yedi gül göndermiş.

Muhabir: Kart neden boştu?

Melisa: Aylin sürpriz yapmak istemiş. Sonradan bunun beni endişelendirebileceğini fark etmiş. Konuştuğumuzda özür diledi. Ben de ona anonim bir hediyenin bazen yanlış anlaşılabileceğini söyledim.

“Otuz yedi gülün sırrı aşk değildi. Yıllar önce söylediği tek bir cümleyi benim unutmadığımı bilen bir kadının hatırasıydı.”

Melisa’nın Neriman Hanım’la Yaptığı Telefon Görüşmesi

Muhabir: Neriman Hanım’la konuşabildin mi?

Melisa: Evet. Aylin telefonu verdi. Sesini duyduğum anda tanıdım. Biraz yaşlanmıştı tabii ama konuşma şekli aynıydı.

Muhabir: İlk ne söyledi?

Melisa: “Melisa kızım, hâlâ o defteri saklıyor musun?” dedi. Ben de “Saklıyorum Neriman abla,” dedim. İkimiz de bir süre sustuk.

Muhabir: Güllerden söz ettiniz mi?

Melisa: Ettik. “Bu kadar gülü ne yapacağım ben?” dedim. Güldü. “Bir kısmını komşularına ver, güzellik paylaştıkça çoğalır,” dedi. İşte o cümle de tam ona yakışırdı.

Muhabir: Yeniden görüşmek için plan yaptınız mı?

Melisa: Evet. Uygun olduğunda ziyaret etmeyi düşünüyorum. Bu defa ben ona çiçek götüreceğim. Ama otuz yedi tane değil, bir saksı sardunya. Çünkü onun en sevdiği çiçek o.

İstanbul’da Trans Bir Kadın Olarak Kurulan Dostluklar

Muhabir: Neriman Hanım’ın hayatındaki yeri neden bu kadar özel?

Melisa: Çünkü beni tanımak için uzun uzun sorular sormadı. Kim olduğumu, nereden geldiğimi, hayatımda neler yaşadığımı öğrenmek için acele etmedi. Bana normal davrandı. Bazen insanın ihtiyacı olan şey sadece bu.

Muhabir: Trans kimliğinle ilgili hiç konuşmuş muydunuz?

Melisa: Elbette. Ama o konuşmalar hiçbir zaman sorguya dönüşmedi. Bir gün bana “Senin mutlu olman için benim her şeyi anlamam gerekmiyor, sana saygı duymam yeterli,” demişti. O sözünü de unutmadım.

Muhabir: İstanbul’da böyle dostluklar kurmak zor mu?

Melisa: Herkes için farklıdır. İstanbul kalabalık bir şehir. Bazen yüzlerce insanın arasından geçiyorsun ama kimseyle gerçek bir bağ kuramıyorsun. Sonra küçük bir terzi dükkânında içtiğin çay hayatında iz bırakıyor.

Muhabir: Bu olay sana neyi hatırlattı?

Melisa: İnsanların hayatımızdaki etkisini bazen yıllar sonra fark ettiğimizi. Neriman Hanım benim için önemliydi ama onun da beni hatırladığını bilmiyordum.

“37 Gülün Hepsini Kendime Saklamadım”

Muhabir: Peki güller şimdi nerede?

Melisa: Bir kısmını komşularıma verdim. Birkaç tanesini kurutmak için ayırdım. Kalanlarını da evin farklı köşelerine koydum. Salonum birkaç gün boyunca çiçekçi dükkânı gibi koktu.

Muhabir: En sevdiğin gülü sakladın mı?

Melisa: Bir tanesini küçük bir kitabın arasına koydum. Kurusun istiyorum. Belki yıllar sonra açıp baktığımda bu günü hatırlarım.

Muhabir: Boş kartı da saklıyor musun?

Melisa: Evet. Artık üzerine kendim bir şey yazdım.

Muhabir: Ne yazdın?

Melisa: “Bazı teşekkürler geç gelir ama hiç eskimez.”

37 İsimsiz Gülün Ardındaki Beş Ayrıntı

  • Güller Melisa’nın kapısına gönderen adı olmadan bırakıldı.
  • Çiçeklerin sayısı tesadüf değildi: Tam 37 taneydi.
  • 37 sayısı, Melisa’nın eski defterindeki özel bir sayfayı temsil ediyordu.
  • Çiçekler yıllar önce tanıştığı Neriman Hanım’ın isteğiyle gönderilmişti.
  • Gizemli hediyenin ardında unutulmayan bir dostluk vardı.

Melisa’dan Son Söz: “Bazen Bir Gül, Yıllarca Saklanan Bir Teşekkürdür”

Muhabir: Melisa, bu hikâyeden geriye sende ne kaldı?

Melisa: Güzel bir duygu kaldı. Ama şunu da öğrendim: Birine sürpriz yaparken onun nasıl hissedeceğini düşünmek gerekiyor. Başta biraz endişelendim. Sonunda her şeyin açıklığa kavuşmasına sevindim.

Muhabir: Neriman Hanım’ı ziyaret ettiğinde ilk ne söyleyeceksin?

Melisa: “Bana yine çay koyar mısın?” diyeceğim. Çünkü bizim dostluğumuz çayla başladı. Belki bu defa yanında kurabiye de götürürüm.

Muhabir: Otuz yedi gülü tek cümleyle anlat desek?

Melisa: İnsan bazen birinin hayatına ne kadar dokunduğunu bilmeden yaşıyor. Sonra bir sabah kapısını açıyor ve karşısında otuz yedi tane teşekkür buluyor.

İstanbul Travesti Melisa’nın 37 Güllük Unutulmaz Hikâyesi

İstanbul’da yaşayan travesti Melisa’nın kapısına gelen 37 isimsiz gül, ilk bakışta romantik bir sürpriz ya da gizemli bir hayranın hediyesi gibi görünüyordu. Ancak çiçeklerin arkasında, yıllar önce Şişli’deki küçük bir terzi dükkânında başlayan dostluk vardı.

Melisa’nın hikâyesi, İstanbul’un kalabalığı içinde kurulan samimi bağların ne kadar değerli olabileceğini hatırlatıyor. Bazen uzun konuşmalar değil, doğru zamanda söylenmiş birkaç kelime insanın hayatında kalıcı bir iz bırakabiliyor.

Ve Melisa’nın artık hiç unutmayacağı bir sayı var: 37.

“Güller birkaç gün sonra soldu. Ama bana neden gönderildiklerini öğrendiğim anı hayatım boyunca unutmayacağım.”

Comments

No comments yet. Why don’t you start the discussion?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir