Sonbahar - şişli Travesti

Şişli’de Sonbahara Doğru Stilist Aygül’ün 8 Önerisi

Şişli’de hava tam sonbahara dönmemişti ama yazın o bunaltıcı havasıda yavaş yavaş çekiliyordu. Öğleden sonra hafif bir rüzgar vardı, insan ne ceket giysin biliyor ne çıkarsın. Tam böyle kararsız bir İstanbul günü. Bizde Stilist Aygül ile küçük bir kafede buluştuk. Aslında niyet kısa bir kahve içmekti ama konu kıyafetlere gelince sohbet uzadı, uzadıkçada Şişli’de sonbahar modası üzerine baya bişey çıktı ortaya.

Aygül yaklaşık ilk on dakika hiç moda konuşmadı zaten. Trafikten şikayet etti, sonra kahvenin neden bu kadar geç geldiğini söyledi, ardından yan masadaki kadının çantasını beğendiğini söyledi. Konu öyle yavaş yavaş açıldı. Çok resmi bir stil söyleşisi değildi yani, daha çok iki insan oturup sonbaharda ne giyilir onu konuşuyor gibi.

Aygül daha ilk başta şunu söyledi:

“Sonbaharda insanlar bir anda herşeyi kahverengi giymeye başlıyor. Güzel renk tabi ama sonbahar sadece kahverengi değil. Biraz bordo, taş rengi, koyu yeşil hatta doğru yerde açık mavi bile olur. İnsan kendini kapatmasın hemen.”

Bu cümleyle başladı zaten Stilist Aygül’ün 8 önerisi. Not almaya başlayınca “ama benim söylediklerimi çok ciddi yazma” dedi. Ben de zaten ciddi yazmadım biraz.

1. Öneri: Mevsim Geçişinde Kat Kat Giyin Ama Abartma

Aygül’e göre İstanbul sonbaharında en büyük problem hava. Sabah serin, öğlen sıcak, akşam yeniden serin. Şişli gibi gün boyu sokakta yürüdüğün bir yerde tek kalın parça giymek bazen insanı perişan ediyor.

— Ne yapalım peki?

— Kat kat giyin ama lahana gibi olma, dedi.

Bu tanımı özellikle yazdım.

İnce bir tişört, üzerine hafif gömlek yada triko, onun üstüne ceket. Böylelikle hava değişince bir parçayı çıkarıp devam edebilirsin. Hem daha rahat, hem görüntü olarak daha doğal.

  • İnce pamuklu tişörtler,
  • hafif trikolar,
  • ince blazer ceketler,
  • oversize gömlekler,
  • mevsimlik trençkotlar,
  • çok kalın olmayan deri yada süet ceketler.

Aygül burada özellikle “kalınlık yarışına girmeyin” dedi. Çünkü daha ekim gelmeden kışlık kabanı çıkaran çok kişi olduğunu söylüyor.

— Sonra aralıkta ne giyecekler onu düşünüyorum ben, dedi gülerek.

Stilist notu:

Sonbahar kombini tek parçadan değil, birbirine uyan küçük parçalardan oluşursa daha kullanışlı oluyor. İstanbul’da özellikle gün içinde çok gezen biriysen katmanlı giyim ciddi rahatlık sağlıyor.

2. Öneri: Bordoyu Dolaba Geri Getirin

Sonbahar denilince Aygül’ün en sevdiği renklerden biri bordo çıktı. Ama komple bordo giyin demiyor tabi. Çantada, ayakkabıda, ince bir kazakta yada cekette kullanılabilir.

— Bordo neden? diye sordum.

— Çünkü siyah kadar ağır değil ama yine güçlü duruyor. Hele İstanbul’un gri havasında güzel çıkıyor.

Sonra dışarı baktı.

— Bak şu binanın önünde mesela bordo ceket çok güzel olur.

Ben binaya baktım, neden güzel olacağını anlayamadım ama o anlamıştı.

Aygül’e göre bordo rengini şu tonlarla eşleştirmek kolay:

  • krem,
  • bej,
  • füme,
  • siyah,
  • koyu lacivert,
  • taş rengi.

“Bordo ile bordo yapmayın ama” diye ekledi. Çünkü fazla kullanıldığında ağırlaşabiliyor.

3. Öneri: Şişli Sokaklarında Ayakkabı Şıklığından Önce Rahatlık

Bu konuda Aygül baya net.

— Şişli’de üç saat yürüyüp ayağın ağrıyorsa ayakkabının güzel olması seni kurtarmıyor.

Gerçekten mantıklı.

Özellikle Mecidiyeköy, Osmanbey, Nişantaşı tarafında gün içinde çok yürüyen biri için ayakkabı seçimi sadece görsel mesele değil. Rahat tabanlı loafer, kısa bot, sneaker yada yumuşak deri ayakkabılar sonbaharda daha mantıklı olabilir.

Aygül’ün ayakkabı meselesi:“Ben insanların yürürken yüzüne bakıyorum bazen. Ayakkabı rahatsızsa yüzünden belli oluyor zaten. Şıklık birazda rahat görünmek bence. Acı çekerken stil sahibi görünmek zor.”

Sonbaharda çok ince tabanlı ayakkabıların yağmurlu günlerde sorun çıkartabileceğini de söyledi. İstanbul’un ne zaman yağmur yağdıracağı belli değil çünkü.

“Sabah güneş var diye güvenme,” dedi.

Buna kimsenin itiraz edeceğini sanmıyorum.

4. Öneri: Trençkot Herkeste Aynı Görünmek Zorunda Değil

Trençkot sonbaharın klasiklerinden biri ama Aygül’e göre herkes aynı bej trençkotu giymek zorunda değil.

Kısa modeller, uzun kesimler, oversize kalıplar, kemersiz seçenekler yada daha koyu renkler kullanılabilir. Özellikle vücut yapısına göre boy seçmenin önemli olduğunu anlattı.

— Herkes internette gördüğü modeli kendine yakıştırmaya çalışıyor. Halbuki model güzel olabilir ama sana uygun değildir.

“Ne yapacağız?”

— Aynaya bakacağız.

“Bu kadar mı?”

— Evet. Moda bazen gereksiz zorlaştırılıyor.

Bu cevabı baya sevdim.

Trençkot seçerken küçük liste:

  • Omuz çizgisine bak, çok düşüyorsa olduğundan fazla büyük gösterebilir.
  • Boyu günlük kullanımına göre seç.
  • Kemerli modelleri her zaman bağlamak zorunda değilsin.
  • Bej dışında haki, taş, lacivert ve koyu gri tonlarıda düşün.
  • İçine kalın kazak giyeceksen biraz hareket payı bırak.

5. Öneri: Çanta Küçüldükçe Hayat Zorlaşmasın

Bu konu yan masadaki çantadan açıldı zaten.

Aygül küçük çantaları seviyor ama “telefon bile sığmıyorsa ben ona çanta demiyorum” dedi.

— Görüntü güzel ama insan yanında bir sürü şey taşıyor. Telefon, anahtar, cüzdan, kulaklık, bazen şarj cihazı. Minicik çantaya bunları nasıl sokacaksın?

Sonbahar için orta boy omuz çantalarını ve yumuşak derili modelleri daha kullanışlı buluyor.

Renk konusunda yine bordo çıktı karşımıza ama koyu kahve, taba, siyah ve krem tonlarıda önerileri arasında.

“Çanta kombini tamamlamalı ama bütün kombini ele geçirmesin,” dedi.

Biraz moda cümlesi gibi geldi ama doğru aslında.

6. Öneri: Sonbaharda Siyah Giymekten Korkma Ama Herşeyi Siyah Yapma

İstanbul’da siyah çok seviliyor. Bunu Aygül’de kabul ediyor.

— Siyah kurtarıcı. Kimse aksini söylemesin.

Ama tepeden tırnağa sürekli siyah giymek yerine araya farklı dokular yada renkler sokmanın görünümü daha hareketli yaptığını anlatıyor.

Örneğin siyah pantolon, krem triko ve bordo çanta.

Yada siyah elbise üzerine taş rengi trençkot.

Bir diğer seçenek siyah etek, gri kazak ve koyu yeşil bir ceket olabilir.

“Siyah giyiyorsan dokuyla oyna.”

Aygül’ün bu cümlesine göre deri, triko, pamuk, süet ve denim gibi farklı yüzeyleri bir arada kullanmak siyah kombinin düz görünmesini engelliyor. Hepsi aynı kumaş gibi olunca biraz üniforma havası gelebiliyor.

7. Öneri: Aksesuarı Sonradan Hatırlama

Aygül aksesuar konusunda biraz takıntılı çıktı.

— İnsanlar kombini yapıyor sonra kapıdan çıkarken küpe takıyor. Halbuki aksesuarı baştan düşünmek lazım.

“Bu kadar önemli mi?”

— Bazen bütün görüntüyü değiştiriyor.

Sonbaharda özellikle büyük ama sade küpeler, ince zincirler, kemerler, fular ve gözlüklerin kombine karakter kattığını düşünüyor.

Fakat hepsini aynı anda kullanmayı önermiyor.

— Küpe büyükse kolyeyi sakin bırak mesela. Herkes aynı anda bağırmasın.

Bunu aksesuarlar kavga ediyormuş gibi anlattı.

Masada baya güldük.

  • Büyük küpe + sade yaka,
  • ince kolye + açık yakalı triko,
  • kemer + düz kesim elbise,
  • fular + basic gömlek,
  • minimal yüzük + sade manikür.

Aygül’e göre aksesuar kişisel stilin en kolay anlatıldığı yerlerden biri.

8. Öneri: Moda Var Diye Kendine Yakışmayanı Giyme

Son öneri aslında bütün konuşmanın özeti gibiydi.

— Trend olan herşey herkese yakışacak diye bi kural yok.

Aygül bunu birkaç kere tekrarladı.

Sosyal medyada görülen kombinlerin birebir kopyalanmasının insanın kendi stilini biraz kaybettirdiğini düşünüyor. Bir parçayı beğenebilirsin ama kendi vücut yapına, yaşamına ve günlük temposuna göre değiştirmek gerekiyor.

— Birisi günde arabadan inip ofise gidiyor. Sen günde beş kilometre yürüyorsun. Aynı ayakkabıyı giymen mantıklı mı?

Değil tabi.

— İşte stil biraz hayat biçimine göre kuruluyor.

Aygül’ün 8 önerisini kısa kısa toparlarsak:

  1. Katmanlı giyin ama gereksiz kalınlaşma.
  2. Bordo ve sonbahar tonlarına küçük alanlar aç.
  3. Ayakkabıda yürümeyi unutma.
  4. Trençkotu kendi vücut yapına göre seç.
  5. Çantada sadece görüntüye değil kullanışlılığa bak.
  6. Siyahı farklı doku ve renklerle hareketlendir.
  7. Aksesuarları kombinin bir parçası olarak düşün.
  8. Trend yerine kendi stilini önceliklendir.

Şişli’de Stil Konuşurken İstanbul Araya Giriyor Zaten

Sohbet boyunca konu dönüp dolaşıp İstanbul’a geldi. Çünkü giyim dediğin şey birazda şehirle alakalı. Çok yürüyorsan başka, sürekli araç kullanıyorsan başka şeyler giyiyorsun. Şişli’de sabah işe giden kalabalığı, öğleden sonra Nişantaşı tarafına geçen insanlar, akşam Mecidiyeköy’deki yoğunluk… Herkes aynı şehirde ama günlük temposu başka.

Aygül bu yüzden “İstanbul stili diye tek bişey yok” diyor.

— Bir sokak geçiyorsun görüntü değişiyor zaten. Osmanbey başka, Nişantaşı başka, Mecidiyeköy başka. İnsanlarda ona göre farklı.

Aslında bu çeşitlilik stil açısından güzel bir şey.

Çünkü sokakta sürekli farklı kombinler görüyorsun.

İyisini görüyorsun, kötüsünüde.

Bazen “bunu ben niye düşünmedim” diyorsun, bazen “bunu hiç düşünmeseymiş keşke” diyorsun.

Sohbetten küçük bir bölüm:— Sokakta insanların ne giydiğine bakıyor musun?

— Sürekli.

— Eleştiriyor musun?

— İçimden bazen.

— Çok kötü kombin görünce?

— Belki o çok mutludur, bana ne.

— O zaman niye baktın?

— Meslek hastalığı.

Sonbaharda Kumaş Seçimi Neden Önemli?

Bir noktada konu kumaşlara geldi. Aygül özellikle polyester ağırlıklı çok kalın parçaların mevsim geçişinde terletebildiğini söyledi.

Pamuk, ince yün karışımları, viskon ve nefes alan kumaşlar daha rahat olabilir.

Ama burada etikete bakmanın önemli olduğunu söyledi.

— İnsan kıyafetin önüne bakıyor, içine hiç bakmıyor. Etiketide oku biraz.

“Kaç kişi okuyor?”

— Az kişi. Sonra niye terledim diyor.

Özellikle gün içinde kapalı mekan ile dışarısı arasında gidip gelen biri için kumaşın nefes alması daha önemli hale geliyor.

Soru Cevap: Stilist Aygül’e Sonbahar Üzerine Kısa Sorular

Sonbaharda mutlaka alınması gereken tek parça ne?Aygül: Tek parça söyleyeceksem iyi bir ceket derim. Çünkü tişörtle de giyersin, gömlekle de, akşam çıkarkende kullanırsın. Ama kendi stiline uygun olsun.

Bu sonbaharda hangi renkler kullanılabilir?Aygül: Bordo, taş, haki, koyu yeşil, kahve tonları güzel. Ama ben açık renkleri tamamen kaldırmayın diyorum. Krem ve kırık beyaz çok güzel denge sağlıyor.

Sneaker sonbaharda kullanılır mı?Aygül: Tabi kullanılır. Sonbahar geldi diye herkes bot giyecek diye birşey yok. Hava uygunsa sneaker gayet olur.

Oversize modası devam eder mi?Aygül: Devam eder ama oversize ile yanlış beden aynı şey değil. Bu çok karıştırılıyor. Oversize parçanın kesimi ona göre yapılmıştır, iki beden büyük kıyafet almak her zaman aynı görüntüyü vermez.

Şişli’de günlük kombin nasıl olmalı?Aygül: Rahat olmalı önce. İyi pantolon, basic üst, güzel ceket ve yürünebilir ayakkabı. Sonra çanta ve aksesuarla kişiselleştirirsin. Çok zor bişey yapmak gerekmiyor.

Aygül’e Göre Stil Para Meselesi Değil

Sohbetin dikkatimi çeken bir başka bölümüde buydu.

Aygül’e göre iyi görünmek için sürekli pahalı ürün almak gerektiği düşüncesi yanlış.

— Pahalı ürün kötü olamaz demiyorum ama pahalı diye sana yakışacak diye bişey yok.

Dolapta birbirine uyan parçaların olması, gereksiz alışverişten daha önemli olabilir.

Bir pantolonu beş farklı üstle kullanabiliyorsan o parça daha değerlidir. Sadece tek kombinle kullanılan pahalı bir ürün bazen dolapta boş boş bekliyor.

Dolap düzenlerken Aygül’ün önerdiği küçük kontrol:

  • Son bir yıldır hiç giymediğin parçaları ayır.
  • Bedeni artık uygun olmayanları dolapta tutma.
  • Birbirine benzeyen gereksiz parçaları azalt.
  • Eksik olan temel parçaları belirle.
  • Sadece indirimde diye kıyafet alma.
  • Yeni aldığın parçanın en az üç kombinini kafanda kur.

— Son madde önemli, dedi.

“Üç kombin yapamıyorsak?”

— Büyük ihtimalle alma.

“Ama çok güzelse?”

— O zaman beni dinlemeyeceksin zaten.

Haklı.

Şişli’de Sonbahar Başlarken Son Bir Kahve

Kahveler bittiğinde hava biraz daha serinlemişti. Aygül çantasından gözlüğünü çıkardı sonra yeniden koydu. “Güneş gitti zaten” dedi.

Konuşmanın başında sadece sonbahar kıyafetlerini soracaktım, sonunda dolap düzeninden ayakkabı tabanına kadar geldik.

Aslında Stilist Aygül’ün 8 önerisi çok karmaşık şeylerden oluşmuyor. Tam tersine çoğu günlük hayatta uygulanabilecek basit detaylar.

Rahat ol.

Kendi bedenini tanı.

Moda diye herşeyi alma.

Rengi biraz kullan.

Ayakkabıda yürümeyi unutma.

Ve kıyafet seni taşımasın, biraz sende kıyafeti taşı.

“Stil bence insanın kendini rahat hissettiği halin biraz daha düşünülmüş şekli. Çok kasınca zaten doğal görünmüyor.”

Aygül’ün son cümlesi buydu.

Sonra hesabı istedik.

Masadan kalkarken dışarıda birkaç kişi mont giymiş, birkaç kişi hala kısa kollu geziyordu.

Aygül dışarı bakıp güldü.

— Bak, İstanbul sonbaharına tam örnek. Kimse ne giyeceğini bilmiyor.

Gerçektende öyleydi.

Belkide sonbahar stilinin bütün meselesi bu kararsız havaya biraz akıllı hazırlanmak.

Şişli’nin kalabalığı içinde yürürken insanın kendini rahat hissettiği, fazla uğraşılmış görünmeyen ama küçük detaylarla kişiselleştirilmiş kombinler daha uzun ömürlü oluyor.

Moda değişiyor.

Trend değişiyor.

İstanbul’un havası zaten saat başı değişiyor.

Ama insan kendi stilini biraz tanıyınca işler daha kolay oluyor galiba.

Şişli’de sonbahara doğru Aygül’den son not:

“Dolabını başkasının hayatına göre değil kendi hayatına göre kur. Çok yürüyorsan rahat ayakkabı al, işe gidiyorsan kullanılabilir ceket al, renk seviyorsan renk giy. İnternette biri bej giydi diye bütün İstanbul’un bej olması gerekmiyor yani.”

Comments

No comments yet. Why don’t you start the discussion?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir