Trans Işıl’ın Apartman WhatsApp Grubunda Başına Gelen Absürt Olay
Apartman WhatsApp gruplarının kendine özgü bir dünyası var. Başlangıçta amaç genellikle son derece masum: aidat duyuruları yapılsın, su kesilecekse haber verilsin, asansör bozulduğunda herkes bilsin. Sonra bir bakıyorsunuz saat 23.47’de üçüncü kattaki ayakkabılığın konumu tartışılıyor, sabahın yedisinde biri “Arkadaşlar matkap sesi kimden geliyor?” diye hesap soruyor, başka biri apartman girişinde bulunan tek bir çocuk çorabının fotoğrafını gönderip sahibini arıyor. Beylikdüzü’nde yaşayan Trans Işıl’ın apartman grubunda başına gelen olay da tam olarak böyle başladı. Üstelik başlangıçta ortada Işıl’la ilgili hiçbir şey yoktu. Mesele, apartman girişine bırakılan sahipsiz bir saksıydı.
Işıl yaklaşık iki yıldır aynı binada yaşıyordu ve apartman grubuyla ilişkisini mümkün olduğunca sınırlı tutmaya çalışıyordu. Gruba ilk eklendiğinde birkaç kez “Teşekkürler”, “Bilgi için sağ olun” gibi mesajlar yazmış, ardından sistemini oturtmuştu: Bildirimler sessize alınacak, gerçekten önemli bir şey varsa okunacak, tartışmalara kesinlikle girilmeyecekti. Çünkü ona göre apartman WhatsApp grubunda fikir belirtmek, kalabalık bir aile yemeğinde “Ben siyasetten anlamam ama…” diye cümleye başlamaya benziyordu. Nasıl biteceğini kimse bilmiyordu.
“Mesaj seni doğrudan ilgilendirmiyorsa okundu bilgisini bile belli etme. Çünkü bir kere konuşmaya başladın mı seni apartman yönetim kuruluna kadar götürebilirler.”
Her Şey Sahipsiz Bir Saksıyla Başladı
Olay bir cumartesi sabahı başladı. Apartman yöneticisi giriş katında duran orta büyüklükte bir saksının fotoğrafını çekip gruba gönderdi. Altına da oldukça resmi bir dille “Bu saksının kime ait olduğu konusunda bilgisi olan var mı?” yazdı. Normal şartlarda “Benim değil” denir ve konu kapanırdı. Fakat apartman grubunda normal şartlar pek geçerli değildi. İlk cevap iki dakika içinde geldi: “Benim değil.” Ardından başka biri “Bizim de değil” yazdı. Sonra üçüncü kat sakini “Dün akşam yoktu sanki” diye olaya zaman çizelgesi ekledi. Beşinci kattaki komşu ise saksının önceki gün de orada olduğunu iddia etti.
Yaklaşık on dakika içerisinde basit bir saksı, apartmanın en büyük gizemine dönüşmüştü. Kimisi güvenlik kameralarına bakılmasını öneriyor, kimisi saksının apartman estetiğini bozduğunu söylüyordu. Bir komşu “Çiçeğin ne zararı var?” diye araya girdi. Bunun üzerine başka biri “Mesele çiçek değil, ortak alan” diye cevap verdi. Işıl telefonu eline aldığında okunmamış 46 mesaj vardı. Mesajların tamamını okumadı. Son birkaçına baktı, fotoğraftaki saksıyı gördü ve telefonu tekrar masaya bıraktı.
Ancak yaklaşık yarım saat sonra telefon yeniden titremeye başladı. Bu kez Işıl’ın adı geçiyordu.
“Işıl Hanımın Olabilir mi?” Mesajıyla İşler Değişti
Komşulardan biri gruba son derece masum görünen bir mesaj yazmıştı: “Işıl Hanım çiçekleri seviyor, onun olabilir mi?” Işıl mesajı okuyunca birkaç saniye ekrana baktı. Evet, balkonunda birkaç bitki vardı. Fakat bundan apartman girişindeki kimliği belirsiz saksının kendisine ait olduğu sonucunun nasıl çıktığını anlayamamıştı. Önce cevap vermemeyi düşündü. Sonra grubun hızla yeni bir teori üretmeye başladığını görünce dayanamadı ve “Arkadaşlar saksı benim değil :)” yazdı.
Normal bir dünyada bu mesajla mesele kapanırdı. Apartman WhatsApp grubunda ise tam tersine yeni bir bölüm başladı. Bir komşu “Ben zaten Işıl Hanımındır demedim, olabilir dedim” diye açıklama yaptı. Başka biri “Kimse kimseyi suçlamıyor” yazdı. O ana kadar kimse ortada bir suçlama olduğunu düşünmezken bu mesajdan sonra herkes bir suçlama varmış gibi davranmaya başladı. Işıl da tam bu noktada hata yaptığını düşünüyor. “Benim değil” deyip telefonu bırakması gerekirken, “Zaten sorun değil, sahibi çıkar herhalde” yazdı.
Bu cümledeki “sorun değil” ifadesi apartmanda beklenmedik bir tartışmanın fitilini ateşledi.
“Ben sadece ‘sorun değil’ dedim. Meğer apartman grubunda ‘sorun değil’ demek, ‘ortak alan yönetmeliği hakkında üç saat tartışmaya hazırım’ anlamına geliyormuş.”
Bir Saksıdan Ortak Alan Yönetmeliğine
Alt kattaki komşulardan biri hemen “Aslında sorun, çünkü ortak alana eşya bırakılması doğru değil” diye cevap verdi. Bunun üzerine başka biri bisikletlerin de ortak alanda bulunduğunu hatırlattı. Bisiklet sahibi doğal olarak kendisini savundu ve bisikletle saksının aynı şey olmadığını söyledi. Bu kez girişte duran çocuk arabaları gündeme geldi. Çocuk arabası sahiplerinden biri tartışmaya dahil olunca konu tamamen kontrolden çıktı. Yirmi dakika önce kimliği bilinmeyen bir saksıyı konuşan apartman sakinleri artık bisiklet, çocuk arabası, ayakkabılık, paspas ve hatta iki yıl önce girişte birkaç gün duran eski bir sandalyeyi tartışıyordu.
Işıl mesajları okudukça gülmeye başlamıştı. Çünkü grubun yaklaşık yarısı neyi tartıştığını unutmuş görünüyordu. Birisi uzun uzun yangın yönetmeliğinden söz ediyor, başka biri apartmanın mimari projesinin incelenmesi gerektiğini söylüyor, bir başkası ise “Biz komşuluğu kaybettik” diyerek meseleyi sosyolojik bir boyuta taşıyordu. Saksı hâlâ girişte sessizce duruyordu ve bütün bu tartışmadan habersizdi.
Sonra Yanlışlıkla Gönderilen Ses Kaydı Geldi
Olayın asıl absürt kısmı ise bundan sonra yaşandı. Apartmanın en sessiz sakinlerinden biri gruba yaklaşık 40 saniyelik bir ses kaydı gönderdi. Mesaj belli ki gruba gönderilmek için kaydedilmemişti. Arka planda televizyon sesi duyuluyor, komşu başka biriyle konuşuyordu. Ses kaydında apartman grubundaki tartışmayı değerlendiriyor ve “Bunlar bir saksıyı iki saattir çözemedi, memleketi versen ne yapacaklar acaba?” diyordu.
Grup yaklaşık iki dakika tamamen sustu.
Işıl’a göre günün en komik anı tam olarak buydu. Sabah saatlerinden beri saniyede birkaç mesajın geldiği grupta bir anda mutlak sessizlik oluşmuştu. Herkes ses kaydını dinlemiş ama kimse ne yazacağını bilememişti. Mesajı gönderen komşu kısa süre sonra kaydı silmiş ve hemen arkasından “Yanlışlıkla oldu, kusura bakmayın” yazmıştı. Fakat artık çok geçti. Işıl telefonun ekranına bakıp kahkaha atarken grubun geri kalanında dijital bir diplomasi krizi yaşanıyordu.
1 sahipsiz saksı, 70’ten fazla mesaj, 4 farklı ortak alan tartışması, geçmişten çıkarılan bir sandalye dosyası ve yanlışlıkla gönderilmiş 40 saniyelik ses kaydı.
Işıl Dayanamadı ve Tek Bir Emoji Gönderdi
Işıl’ın bütün olay boyunca yaptığı en büyük hata ise ona göre tam burada gerçekleşti. Yanlışlıkla gönderilen ses kaydından sonra gülmemek için kendisini zorlamış ama sonunda gruba sadece gülen yüz emojisi göndermişti. “Hayatımda attığım en pahalı emoji olabilir,” diye anlatıyor. Çünkü birkaç saniye sonra özel mesajlar gelmeye başlamış. Bir komşu “Neye güldünüz?” diye sorarken diğeri “Bence de komikti ama gruba yazamadım” demiş. Başka biri ise Işıl’a tamamen farklı bir cepheden yaklaşarak “Sizce bisikletlerin orada durması doğru mu?” diye sormuş.
Işıl bu noktada telefonunu sessize alıp mutfağa gitmiş. Kahvesini hazırlamış ve yaklaşık bir saat boyunca gruba bakmamış. Geri döndüğünde 83 yeni mesajla karşılaşmış. Üstelik saksının sahibi hâlâ bulunamamıştı.
Beylikdüzü’nde apartman yaşamı elbette bu tek gruptan ibaret değil. Büyük sitelerin ve çok katlı yapıların yoğun olduğu bölgelerde ortak yaşam beraberinde farklı alışkanlıkları da getiriyor. Aynı binada yaşayan insanlar birbirlerini her gün görmese bile dijital gruplarda sürekli karşılaşabiliyor. Eskiden kapıcıya veya yöneticiye söylenecek küçük bir mesele bugün saniyeler içinde onlarca kişinin katıldığı bir tartışmaya dönüşebiliyor. Işıl’a göre işin ilginç tarafı da burada: “Asansörde karşılaşınca sadece günaydın diyen insanlar WhatsApp’ta üç paragraflık açıklama yazıyor.”
Saksının Sahibi Sonunda Bulundu mu?
Akşam saatlerine doğru olay hiç kimsenin beklemediği kadar basit bir şekilde çözüldü. Apartmanın temizlik görevlisi grupta olmadığı için bütün tartışmadan habersizdi. Meğer saksı yan binadaki bir daire sakinine aitmiş. Birkaç gün önce taşınırken araçta yer kalmadığı için kısa süreliğine girişe bırakılmış, daha sonra alınması planlanmış. Yanlış bina girişine bırakıldığı ise sonradan fark edilmişti. Yani saatler boyunca tartışılan saksı apartmanda yaşayan hiç kimseye ait değildi.
Yönetici durumu gruba yazınca yine kısa bir sessizlik oldu. Işıl herkesin “Tamamdır, teşekkürler” deyip konuyu kapatacağını düşündü. Fakat bir komşu son bir mesaj gönderdi: “Yine de bu olay bize ortak alanlarla ilgili kuralların netleştirilmesi gerektiğini gösterdi.” Işıl mesajı okuyunca telefonu masaya bırakmış. Çünkü artık saksının bulunmasının tartışmayı bitirmediğini anlamıştı. Saksı gitmişti ama fikir ayrılığı kalmıştı.
Ertesi Sabah Grupta Yeni Bir Kriz Vardı
Işıl ertesi sabah uyandığında önceki günkü olayın artık tamamen kapandığını düşünüyordu. Telefonunu açtı. Apartman grubunda 17 okunmamış mesaj vardı. Bir an saksı tartışmasının yeniden başladığını sandı. Ancak bu kez mesele bambaşkaydı. Bir komşu asansörün aynasında parmak izi olduğunu fark etmiş ve fotoğrafını çekip gruba göndermişti.
Işıl fotoğrafa birkaç saniye baktı. Sonra hiçbir şey yazmadan grubu bir yıllığına sessize aldı.
“Ben o gün anladım ki apartman WhatsApp grubunda hiçbir olay gerçekten bitmiyor. Sadece sıradaki olay başlayana kadar kısa bir ara veriliyor.”
Apartman WhatsApp Grupları Neden Bu Kadar İlginç?
Işıl’ın hikâyesi komik görünebilir ama apartman grubu kullanan pek çok kişinin benzer anıları vardır. Çünkü bu gruplarda çok farklı yaşlardan, mesleklerden ve yaşam biçimlerinden insanlar aynı dijital odada buluşuyor. Normal hayatta belki beş dakika sohbet etmeyecek kişiler ortak bir problem ortaya çıktığında bir anda saatlerce mesajlaşabiliyor. Üstelik yazılı iletişimde ses tonu olmadığı için son derece normal bir cümle bile bazen yanlış anlaşılabiliyor. “Tamam” kelimesinin bile karşı tarafa kızgın mı, sakin mi yoksa umursamaz mı söylendiği belli olmayabiliyor.
Işıl bu nedenle artık apartman grubunda mümkün olduğunca kısa mesajlar kullanıyor. “Teşekkürler”, “Bilgim yok”, “Bana ait değil” ve gerektiğinde tek bir başparmak emojisi. Uzun açıklamalardan özellikle kaçınıyor. Ona göre apartman grubunda yazılan her ekstra kelime, yeni bir tartışmanın kapısını açma ihtimali taşıyor.
Beylikdüzü’nde Trans Işıl’ın O Günden Çıkardığı Ders
Işıl bugün olayı anlatırken hâlâ gülüyor. Özellikle yanlışlıkla gönderilen ses kaydını hatırladığında kendisini tutamıyor. Fakat ona göre hikâyenin en komik tarafı insanların kötü niyetli olması değil. Tam tersine herkes aslında apartmanda düzen olsun diye konuşuyordu. Sorun, herkesin “düzen” kelimesinden farklı bir şey anlamasıydı. Birine göre girişteki saksı hoş bir görüntüydü, diğerine göre ortak alan ihlaliydi. Bir başkası ise konuya hiç girmeyip sadece kimin bıraktığını merak ediyordu.
Trans Işıl’ın Beylikdüzü’ndeki apartman macerasından geriye ise artık apartmanda bulunmayan bir saksı, uzun süre hatırlanacak bir ses kaydı ve yüzlerce WhatsApp mesajı kaldı. Işıl hâlâ aynı binada oturuyor, aynı insanlarla asansörde karşılaşıyor ve herkes gayet normal biçimde birbirine “Günaydın” diyor. Saksı tartışmasını kimse yüz yüze açmıyor. Belki apartman gruplarının en tuhaf tarafı da bu: Telefonda 96 mesaj boyunca tartıştığınız insanla beş dakika sonra asansörde karşılaşıp hava durumundan konuşabiliyorsunuz.
“Apartman grubunda tartışma başladıysa telefonu masaya bırakın. Siz geri dönene kadar ya sorun çözülür ya da kimse ilk sorunun ne olduğunu hatırlamaz.”

