Şişli ise bu şehir içinde başlı başına küçük bir dünya gibidir. Sabahın erken saatlerinde işe yetişmeye çalışanlar, öğle arasında kısa bir mola arayan ofis çalışanları, sokak aralarında keşfe çıkan turistler ve akşam saatlerinde semtin hareketliliğine karışan insanlar… Bütün bu kalabalığın arasında kahve hazırlayan, insanları gözlemleyen ve Şişli’nin değişen hallerine yakından tanıklık eden isimlerden biri de Travesti Barista Ezgican.
Ezgican, kahve tezgâhının arkasında yalnızca espresso hazırlamıyor. Bir yandan müşterilerin güne nasıl başladığını gözlemliyor, bir yandan da Şişli’nin farklı yüzlerini kendi penceresinden yorumluyor. Onun için baristalık, sadece kahve çekirdeğini öğütmekten ve süt köpürtmekten ibaret bir meslek değil. İnsanlarla kısa da olsa gerçek bir bağ kurmanın, bazen tek bir gülümsemeyle bütün bir günün havasını değiştirmenin yolu.
Ezgican’ın Şişli tanımı:
“Şişli bana göre sürekli değişen bir sahne gibi. Sabah başka, öğleden sonra başka, gece ise bambaşka bir karaktere bürünüyor.”
Kahve Kokularının Arasında Başlayan Bir Gün
Ezgican’ın günü, Şişli’nin sokakları henüz tam olarak kalabalıklaşmadan başlıyor. Dükkânın kapısı açıldığında ilk yaptığı işlerden biri kahve makinelerini kontrol etmek, tezgâhı düzenlemek ve gün boyunca kullanılacak malzemeleri hazırlamak oluyor. Dışarıda servis araçları geçerken içeride kahve çekirdeklerinin kokusu yavaş yavaş mekâna yayılıyor.
Sabah müşterileri genellikle aceleci oluyor. Bir kısmı telefonuyla konuşurken sipariş veriyor, bir kısmı henüz tam anlamıyla uyanamadığı için sadece alıştığı kahvenin adını söylüyor. Bazı müşteriler ise birkaç dakika erken gelerek kahvesini sakince içmeyi tercih ediyor. Ezgican, sabah saatlerinde insanların gerçek ruh halini daha kolay fark ettiğini anlatıyor.
“İnsanlar sabahları daha filtresiz oluyor. Kimisi neşeli, kimisi uykulu, kimisi de belli ki zor bir güne hazırlanıyor. Bazen kahveyi uzatırken söylediğiniz küçük bir ‘Günaydın’ bile insanın yüzünü değiştirebiliyor.”
Barista olarak çalışmanın en sevdiği yanlarından biri de aynı insanları farklı günlerde tekrar görebilmek. Düzenli gelen müşterilerin kahve tercihlerini zamanla öğreniyor. Hatta bazen müşteri daha sipariş vermeden hazırlanması gereken içeceği tahmin edebiliyor.
- Sabahları sade filtre kahve isteyen ofis çalışanları,
- Öğle arasında soğuk kahve tercih eden gençler,
- Toplantı öncesinde çift espresso sipariş eden müşteriler,
- Uzun sohbetler eşliğinde latte içen mahalle sakinleri,
- Yeni tatlar denemek isteyen kahve meraklıları.
Ezgican İçin Baristalık Ne İfade Ediyor?
Ezgican, mesleğini anlatırken en çok “iletişim” kelimesi üzerinde duruyor. Ona göre iyi bir barista, yalnızca kahveyi doğru hazırlayan kişi değildir. Müşterinin ne istediğini anlayabilmek, yoğun saatlerde sakin kalmak ve çalışma ortamındaki enerjiyi korumak da mesleğin önemli parçalarıdır.
Bir kahvenin lezzetini etkileyen birçok teknik ayrıntı bulunur. Çekirdeğin tazeliği, öğütme kalınlığı, suyun sıcaklığı, kahvenin akış süresi ve kullanılan sütün yapısı bunlardan yalnızca birkaçıdır. Ancak Ezgican’a göre bütün teknik bilgiler, özen olmadan eksik kalır.
- Kahve çekirdeğini doğru biçimde öğütmek,
- Espresso akış süresini dikkatle takip etmek,
- Sütü yakmadan uygun sıcaklığa getirmek,
- Fincanları temiz ve düzenli şekilde sunmak,
- Müşterinin özel talebini doğru anlamak,
- Yoğunluk sırasında kaliteyi korumak.
Kahve Hazırlamak Bir Rutin Değil
Ezgican’a göre aynı kahveyi yüzlerce kez hazırlasanız bile her fincanın ayrı bir hikâyesi var. Çünkü kahvenin hazırlanış biçimi benzer olsa da onu içen insanın günü, duygusu ve beklentisi değişiyor.
Şişli’nin Sabah Hali
Şişli sabahları oldukça hızlıdır. Metro çıkışlarından yayılan kalabalık, iş merkezlerine yönelen insanlar, okul servisleri ve güne erken başlayan esnaf semtin temposunu belirler. Ezgican, sabah saatlerinde Şişli’nin adeta büyük bir saate benzediğini söylüyor. Herkesin yetişmesi gereken bir yer, tamamlaması gereken bir işi var.
Özellikle hafta içi sabahlarında kahve siparişleri peş peşe geliyor. Bu saatlerde uzun sohbetlere pek fırsat kalmasa da küçük karşılaşmalar yaşanıyor. Bir müşteri yağmurdan yakınırken diğeri yaklaşan toplantısını anlatıyor. Bir başkası ise her zamanki kahvesini alıp sessizce dışarı çıkıyor.
Ezgican, insanların sabah tercihleriyle ruh halleri arasında küçük bağlantılar kurduğunu da gülümseyerek anlatıyor. Elbette bunların bilimsel bir karşılığı olmadığını özellikle belirtiyor; ancak yıllardır kahve hazırlayan biri olarak bazı alışkanlıkları fark etmemek mümkün değil.
- Sade kahve isteyenler genellikle hızlı davranıyor.
- Latte tercih edenler birkaç dakika beklemeyi daha kolay kabul ediyor.
- Soğuk kahve içenler mevsim konusunda pek kural tanımıyor.
- Ekstra shot isteyenler çoğunlukla yoğun bir güne hazırlanıyor.
- Bitki sütü tercih eden müşteriler içeriği daha fazla soruyor.
Öğle Saatlerinde Şişli’nin Değişen Yüzü
Öğle saatleri geldiğinde Şişli’nin havası biraz değişiyor. Sabahın telaşı tamamen bitmese de insanlar kısa süreliğine işlerinden uzaklaşmak, yemek yemek veya kahve molası vermek için dışarı çıkıyor. Kafelerdeki masalar doluyor, sokaklardaki insan çeşitliliği daha görünür hale geliyor.
Ezgican için öğle saatleri hem yoğun hem de keyifli. Sabah yalnızca kahvesini alıp giden müşteriler, öğle arasında birkaç dakika sohbet etmeye daha açık oluyor. Kimi iş yerindeki yoğunluktan, kimi İstanbul trafiğinden, kimi de hafta sonu planlarından bahsediyor.
“Tezgâhın arkasında durduğunuzda insanların gündelik hikâyelerine küçük pencereler açılıyor. Bazen bir insanın hayatıyla ilgili yalnızca iki cümle duyuyorsunuz ama o iki cümle bile size çok şey anlatıyor.”
Bu kısa sohbetlerin çoğu bir daha hatırlanmasa da günün ruhunu oluşturuyor. Ezgican, baristalığın en ilginç taraflarından birinin tam da bu geçici yakınlıklar olduğunu düşünüyor. İnsanlar birbirlerinin hayatında uzun süre kalmasa bile birkaç dakikalığına aynı ortamı, aynı kokuyu ve aynı duyguyu paylaşabiliyor.
Trans Bir Çalışan Olarak Günlük Hayat
Ezgican, trans bir çalışan olarak iş hayatında hem güzel karşılaşmalar hem de zaman zaman yorucu deneyimler yaşadığını söylüyor. İnsanların büyük bölümü kahvesini sipariş ediyor, teşekkür ediyor ve günlük hayatına devam ediyor. Ancak bazen gereksiz bakışlarla, kişisel sorularla veya sınırları aşan tavırlarla karşılaşabildiğini de açıkça ifade ediyor.
Ona göre çalışma hayatında herkesin ihtiyaç duyduğu temel şey aynı: Saygı. Bir insanın kimliği, görünüşü veya yaşam biçimi üzerinden değerlendirilmek yerine yaptığı işe, davranışlarına ve emeğine bakılması gerektiğini düşünüyor.
Ezgican’ın Altını Çizdiği Nokta
“Ben işe geldiğimde işimi iyi yapmak istiyorum. Kahveyi doğru hazırlamak, insanlara nazik davranmak ve günün sonunda emeğimin karşılığını almak istiyorum. Aslında herkes gibi sıradan bir çalışma hayatı istiyorum.”
Ezgican, iyi niyetli olduğunu düşündüğü bazı soruların bile zaman zaman kişisel sınırları aşabildiğini belirtiyor. Bir müşterinin çalışanla samimi bir iletişim kurması güzel olsa da özel hayatla ilgili soruların karşı tarafı rahatsız edebileceğinin unutulmaması gerektiğini söylüyor.
Günlük İletişimde Nelere Dikkat Edilmeli?
- İnsanların özel hayatına ilişkin ısrarlı sorular sorulmamalı.
- Hitap biçiminde kişinin kendisini nasıl tanımladığına saygı gösterilmeli.
- Merak duygusu, karşı tarafı rahatsız edecek bir sorguya dönüşmemeli.
- Çalışanların kimliği değil, sunduğu hizmet ve emeği değerlendirilmelidir.
- Rahatsız edici bakışlardan ve küçümseyici ifadelerden kaçınılmalıdır.
Ezgican, saygılı davranan müşterilerin özel bir çaba göstermesine gerek olmadığını düşünüyor. Ona göre doğal bir iletişim zaten yeterli. Kahve sipariş etmek, teşekkür etmek, gerektiğinde sohbet etmek ve herkesle kurulan sıradan nezaketi korumak en doğru yaklaşım.
Şişli İnsanları Ezgican’a Ne Anlatıyor?
Şişli’nin en belirgin özelliklerinden biri, birbirinden çok farklı insanların aynı sokaklarda buluşması. Semtte yıllardır yaşayan mahalle sakinleriyle farklı şehirlerden gelen öğrenciler, beyaz yakalı çalışanlarla sanatçılar, esnafla turistler yan yana yürüyebiliyor.
Ezgican, bu çeşitliliğin işini daha ilginç hale getirdiğini söylüyor. Her müşterinin konuşma biçimi, kahve alışkanlığı ve beklentisi birbirinden farklı. Bazı insanlar siparişini kısa ve net verirken bazıları kahvenin hazırlanış süreciyle uzun uzun ilgileniyor.
- Mahalle sakinleri: Genellikle çalışanları tanıyor ve kısa sohbetler ediyor.
- Ofis çalışanları: Hızlı servis ve düzenli lezzet bekliyor.
- Öğrenciler: Daha uzun süre oturabilecekleri rahat alanlar arıyor.
- Turistler: Menüdeki seçenekleri ve çevrede gezilecek yerleri soruyor.
- Kahve meraklıları: Çekirdeğin kökeni ve demleme yöntemiyle ilgileniyor.
Ezgican’a göre Şişli insanını tek bir tanımla anlatmak mümkün değil. Semtin en güzel yanı da burada ortaya çıkıyor. Aynı caddede birkaç dakika yürüdüğünüzde farklı yaşam biçimlerine, farklı dillere ve farklı hikâyelere rastlayabiliyorsunuz.
Bir Fincan Kahvenin Açtığı Sohbetler
Kahve mekânları, insanların yalnızca içecek satın aldığı alanlar olmaktan uzun zaman önce çıktı. Kimi insanlar çalışmak, kimi buluşmak, kimi dinlenmek, kimi de yalnız başına vakit geçirmek için kafelere geliyor. Ezgican, bu nedenle baristanın bazen farkında olmadan mekânın ruhunu belirleyen kişilerden biri olduğunu düşünüyor.
Müşterinin içeri girdiğinde nasıl karşılandığı, siparişinin ne kadar dikkatli dinlendiği ve yaşanan küçük sorunların nasıl çözüldüğü mekânla kurduğu ilişkiyi doğrudan etkiliyor. Bazen yanlış hazırlanan bir kahve bile doğru bir iletişimle güzel bir karşılaşmaya dönüşebiliyor.
“Kahveyi yeniden hazırlamak zor değil. Asıl önemli olan, hata olduğunda karşınızdaki insanı dinlemek. Savunmaya geçmeden çözüm üretince çoğu insanın yaklaşımı hemen değişiyor.”
Ezgican’ın unutamadığı anlardan biri, oldukça üzgün görünen bir müşterinin kahve almak için içeri girmesiyle yaşanmış. Müşteri fazla konuşmamış, yalnızca kahvesini beklemiş. Ezgican fincanı uzatırken küçük bir gülümsemeyle iyi günler dilemiş. Birkaç gün sonra aynı müşteri tekrar gelerek o gün çok zor bir süreç yaşadığını ve karşılaştığı nazik tavrın kendisine iyi geldiğini söylemiş.
Ezgican, bu tür anların mesleğine farklı bir anlam kattığını anlatıyor. Her müşterinin hayatındaki sorunu çözmek mümkün değil. Ancak insanlara kendilerini görünmez hissettirmemek, bazen tahmin edilenden daha büyük bir etki yaratabiliyor.
Yoğun Saatlerin Görünmeyen Tarafı
Kafede oturan bir müşteri için kahve hazırlamak kısa ve kolay bir işlem gibi görünebilir. Oysa tezgâhın arkasında aynı anda yürütülmesi gereken birçok iş bulunuyor. Sipariş almak, ödemeleri takip etmek, içecekleri doğru sırayla hazırlamak, masalardan gelen talepleri dinlemek ve çalışma alanını temiz tutmak yoğun bir dikkat gerektiriyor.
Ezgican, özellikle hafta sonları ve öğle saatlerinde ekip çalışmasının önem kazandığını söylüyor. Bir kişinin aksaması, bütün sipariş sırasını etkileyebiliyor. Bu yüzden çalışanların birbirini anlaması ve ihtiyaç olduğunda görev paylaşımı yapması gerekiyor.
Tezgâhın Arkasında Aynı Anda Neler Oluyor?
- Yeni siparişler sisteme giriliyor.
- Espresso çekimleri kontrol ediliyor.
- Sütler farklı içecekler için hazırlanıyor.
- Paket siparişleri düzenleniyor.
- Müşteri talepleri takip ediliyor.
- Tezgâh ve ekipmanlar temizleniyor.
- Eksilen ürünler yenileniyor.
Yoğunluk sırasında müşterilerin sabırsız davranması çalışanların işini zorlaştırabiliyor. Ezgican, çoğu insanın birkaç dakika gecikmeyi anlayışla karşıladığını; ancak bazı kişilerin çalışanların üzerinde gereksiz baskı kurabildiğini ifade ediyor.
Şişli’nin Yağmurlu Hali
İstanbul’da yağmur başladığında Şişli’nin havası bir anda değişiyor. İnsanlar saçak altlarına yöneliyor, kafeler kısa sürede doluyor ve sokaklarda şemsiye trafiği oluşuyor. Ezgican, yağmurlu günlerde müşterilerin sıcak içeceklere daha fazla yöneldiğini söylüyor.
Camların buğulandığı, montların sandalyelere asıldığı ve dışarıdaki gri havanın içerideki kahve kokusuna karıştığı günler ona göre Şişli’nin en sinematik zamanları. Bu günlerde insanlar kafede biraz daha uzun kalıyor. Acele etmeyen müşteriler kitap okuyor, bilgisayarını açıyor veya yağmurun dinmesini bekliyor.
- Latte ve cappuccino siparişleri artıyor.
- Çay ve sıcak çikolata daha fazla tercih ediliyor.
- Paket servislerde kısa süreli yoğunluk yaşanıyor.
- İnsanlar içeride daha uzun süre oturuyor.
- Cam kenarı masalar hızlıca doluyor.
Ezgican için yağmur, iş yoğunluğunu artırsa da mekâna sakin bir hava katıyor. Kahve makinesinin sesi, fincanların tezgâha bırakılışı ve dışarıdan gelen yağmur uğultusu günün kendine özgü fon müziğini oluşturuyor.
Ezgican’ın Stil Anlayışı ve Kendini İfade Etme Biçimi
Ezgican, stilin insanın kendini ifade etme yollarından biri olduğunu düşünüyor. İş yerinde hareket etmeyi zorlaştırmayan, rahat ama kendisini yansıtan kıyafetler tercih ediyor. Küçük aksesuarlar, saç biçimi ve makyaj detayları onun için günlük yaşamın sıradan ama keyifli parçaları.
Zaman zaman müşterilerden güzel yorumlar aldığını, bazen de insanların yalnızca baktığını anlatıyor. Eskiden bu bakışları daha fazla önemsediğini ancak zaman içinde kendi sınırlarını ve rahat hissettiği alanı daha iyi öğrendiğini söylüyor.
“İnsanların sizi nasıl gördüğünü tamamen kontrol edemezsiniz. Ama kendinizi nasıl taşıdığınızı ve hangi tavra izin vermeyeceğinizi zamanla öğreniyorsunuz.”
Ona göre özgüven, her gün aynı seviyede hissedilen sabit bir duygu değil. Bazı günler kendisini daha güçlü ve enerjik hissederken bazı günlerde daha sessiz kalmak isteyebiliyor. Bu değişkenliği hayatın doğal bir parçası olarak kabul ediyor.
İyi Bir Çalışma Ortamı Nasıl Olmalı?
Ezgican, bir iş yerinde çalışanların kendilerini güvende hissetmesinin verimlilik açısından büyük önem taşıdığını belirtiyor. Yalnızca trans çalışanlar için değil, bütün çalışanlar için açık iletişimin ve adil görev dağılımının gerekli olduğunu düşünüyor.
Ezgican’a Göre Sağlıklı Bir İş Ortamının Özellikleri
- Çalışanlar arasında ayrımcılığa izin verilmemesi,
- Görevlerin açık ve dengeli biçimde paylaşılması,
- Müşteri kaynaklı sorunlarda yönetimin çalışanı dinlemesi,
- Çalışanların özel hayatına saygı gösterilmesi,
- Performans değerlendirmesinin kimliğe göre değil işe göre yapılması,
- Hakaret ve taciz karşısında net bir tutum sergilenmesi,
- İletişim sorunlarının büyümeden konuşulabilmesi.
Ezgican, çalışma arkadaşlarıyla kurduğu ilişkinin gün içindeki ruh halini doğrudan etkilediğini söylüyor. Yoğun bir vardiyada küçük bir yardımlaşma bile büyük fark yaratabiliyor. Bir arkadaşının masaları toplaması, diğerinin siparişleri düzenlemesi veya kısa bir mola sırasında destek vermesi iş gününü daha kolay hale getiriyor.
“İyi ekip, yalnızca iş paylaşan değil, birbirinin yükünü fark eden ekiptir.”
Akşam Olunca Şişli Başka Bir Hikâyeye Dönüşüyor
Mesai saatlerinin sona ermesiyle birlikte Şişli’nin sokaklarında yeni bir hareketlilik başlıyor. İş yerlerinden çıkan insanlar, arkadaşlarıyla buluşanlar, alışveriş yapanlar ve akşam programına hazırlananlar semtin havasını değiştiriyor.
Ezgican, akşam müşterilerinin sabah gelenlerden daha farklı olduğunu söylüyor. Sabahları hızlı ve sessiz olan insanlar, akşam saatlerinde daha rahat davranıyor. Kahve siparişleri bazen uzun sohbetlerin başlangıcına dönüşüyor.
Günün son saatlerinde yorgunluk kendisini göstermeye başlasa da Ezgican, akşam ışıkları altında Şişli’yi izlemeyi seviyor. Dükkânın camından geçen insanlara baktığında her birinin başka bir yere, başka bir hikâyeye doğru gittiğini düşünüyor.
“Şişli’de kimse tek bir yere aitmiş gibi görünmüyor. Herkes bir yerden geliyor ve başka bir yere gidiyor. Belki semtin hareketli olmasının nedeni de budur.”
Müşterilerle Yaşanan İlginç Anlar
Baristalık yapan herkesin zaman içinde biriktirdiği ilginç müşteri hikâyeleri vardır. Ezgican da yıllar içinde hem güldüren hem şaşırtan birçok olay yaşamış. Bir müşterinin sıcak kahve sipariş edip fincanın sıcak olmasına şaşırması, başka bir müşterinin köpüksüz cappuccino istemesi veya kahvenin kafeinsiz olmasına rağmen kendisini uykusuz bıraktığını söylemesi bu hikâyelerden yalnızca birkaçı.
Ancak Ezgican, müşterilerle dalga geçmekten hoşlanmadığını özellikle belirtiyor. Kahve kültürünü herkesin ayrıntılı bilmek zorunda olmadığını düşünüyor. Ona göre önemli olan, müşterinin ne istediğini anlamaya çalışmak ve anlaşılır bir dille yardımcı olmak.
- Müşterinin kullandığı terim yanlış olsa bile talebini anlamaya çalışmak,
- Menüyü açıklarken küçümseyici bir dil kullanmamak,
- Kararsız kalan kişilere birkaç basit seçenek sunmak,
- Özel beslenme taleplerini dikkatle dinlemek,
- Hazırlanamayacak bir ürün için açık ve nazik bilgi vermek.
Kahve Tercihleri İnsanları Anlatır mı?
Ezgican’a göre kahve tercihlerinden yola çıkarak insanlar hakkında kesin yargılara varmak mümkün değil. Yine de bazı alışkanlıkların günlük yaşam biçimiyle bağlantısı olabiliyor. Sürekli aynı kahveyi isteyen müşteriler genellikle bildikleri lezzetten vazgeçmiyor. Her gelişinde farklı bir içecek deneyenler ise yeniliklere daha açık bir izlenim bırakıyor.
Bununla birlikte insanların tercihleri mevsime, ruh haline ve gün içindeki planlarına göre değişebiliyor. Sabah espresso içen biri öğleden sonra tatlı bir latte isteyebiliyor. Yazın soğuk kahveden vazgeçmeyen bir müşteri, yağmurlu bir günde sıcak çikolataya yönelebiliyor.
Ezgican’ın Kahve Önerileri
- Yoğun kahve tadı isteyenlere: Americano veya çift espresso
- Daha yumuşak içim arayanlara: Latte
- Köpüklü ve dengeli tat isteyenlere: Cappuccino
- Serinletici bir seçenek arayanlara: Soğuk demleme kahve
- Tatlı aromaları sevenlere: Şuruplu latte çeşitleri
Şişli’de Görünür Olmak ve Kendin Kalabilmek
Şişli, İstanbul’un daha çeşitli ve hareketli bölgelerinden biri olarak bilinse de Ezgican, görünür olmanın her zaman kolay olmadığını söylüyor. Kalabalık içinde bazen özgür hissetmek mümkünken bazen de aynı kalabalığın bakışları insanı yorabiliyor.
Zaman içinde hangi ortamlarda kendisini rahat hissettiğini, hangi davranışlara karşı sınır koyması gerektiğini daha iyi öğrendiğini anlatıyor. Ona göre güçlü olmak, her durumda sessiz kalmak veya hiçbir şeyden etkilenmemek anlamına gelmiyor. Gerektiğinde destek istemek, ortamdan uzaklaşmak ve rahatsızlığını ifade etmek de gücün bir parçası.
Ezgican’ın Şişli’yle ilişkisi bu nedenle tek yönlü değil. Semtin çeşitliliğini ve canlılığını seviyor; ancak büyük şehrin yorucu taraflarını da göz ardı etmiyor. Kalabalık, trafik, yüksek ses ve sürekli hareket bazen insanın yalnız kalma ihtiyacını artırabiliyor.
Bir Baristanın Gün Sonu
Vardiyanın sonuna doğru kahve makinesi temizleniyor, tezgâh toparlanıyor ve ertesi güne hazırlık yapılıyor. Gün boyunca yüzlerce kez kullanılan ekipmanların ayrıntılı şekilde temizlenmesi, kalan ürünlerin kontrol edilmesi ve çalışma alanının düzenlenmesi gerekiyor.
Ezgican, kapanış saatlerinin kendisi için günün değerlendirmesini yaptığı zaman olduğunu söylüyor. Hangi anların güzel geçtiğini, hangi müşterinin yüzünü güldürdüğünü veya hangi olayın enerjisini düşürdüğünü bu sırada düşünüyor.
- Kahve makinesinin temizlenmesi,
- Süt ekipmanlarının yıkanması,
- Tezgâhın dezenfekte edilmesi,
- Eksik ürünlerin not edilmesi,
- Çöplerin toplanması,
- Ertesi günün hazırlıklarının tamamlanması.
Dükkândan çıktığında Şişli hâlâ hareketli oluyor. Bazı insanlar işten yeni çıkarken bazıları geceye yeni başlıyor. Ezgican ise günün yorgunluğuyla evine doğru yürürken sabah yeniden aynı sokaklara döneceğini biliyor.
Ezgican’ın Gelecek Hayalleri
Ezgican, gelecekte kahveyle ilgili bilgisini artırmak ve farklı demleme yöntemlerinde uzmanlaşmak istiyor. Kendi küçük kahve köşesini açma fikri de zaman zaman aklından geçiyor. Büyük ve gösterişli bir mekândan ziyade, insanların kendisini rahat hissedebileceği sıcak bir yer hayal ediyor.
Bu hayalindeki mekânda menünün gereksiz biçimde karmaşık olmamasını, çalışanların kendilerini güvende hissetmesini ve gelen insanların kimse tarafından yargılanmamasını istiyor. Kahve kalitesinin yanı sıra mekânın havasının da önemli olduğunu düşünüyor.
“Bir gün kendi yerimi açarsam insanların yalnızca kahveyi değil, oradayken hissettikleri huzuru da hatırlamasını isterim.”
Trans Barista Ezgican’dan Şişli’ye Dair Küçük Notlar
Ezgican’dan Şişli’yi birkaç kısa cümleyle anlatmasını istediğimizde semtin çelişkili ama canlı yapısından söz ediyor. Şişli ona göre hem yorucu hem eğlenceli, hem mesafeli hem samimi, hem hızlı hem de bazı köşelerinde şaşırtıcı derecede sakin.
- Sabah Şişli: Hızlı, uykulu ve kahveye ihtiyaç duyan.
- Öğle Şişli: Kalabalık, konuşkan ve sürekli hareket halinde.
- Yağmurlu Şişli: Gri, telaşlı ama bir o kadar da etkileyici.
- Akşam Şişli: Işıklı, özgür ve yeni hikâyelere açık.
- Gece Şişli: Biraz yorgun, biraz gizemli ve hâlâ canlı.
Şişli’de Kahve İçmenin Küçük Ritüelleri
Kahve molası, büyük şehirde insanların kendilerine ayırdığı kısa zamanlardan biri. Şişli gibi yoğun bir bölgede bu birkaç dakikalık mola daha da değerli hale geliyor. Ezgican, insanların kahve içerken yalnızca kafein almadığını; aynı zamanda günün temposuna kısa bir ara verdiğini düşünüyor.
Bazı müşteriler kahvesini alıp yürümeye devam ediyor. Bazıları birkaç dakika pencere kenarında oturuyor. Bazıları ise bilgisayarını açarak saatlerce çalışıyor. Herkesin kahveyle kurduğu ilişki farklı olsa da ortak nokta, günün içinde kendisine küçük bir alan açmak.
Kahve Molasını Daha Keyifli Hale Getiren Ayrıntılar
- Telefonu birkaç dakika sessize almak,
- Kahvenin aromasını acele etmeden fark etmek,
- Pencere kenarında semti izlemek,
- Yanındaki kişiyle gerçekten sohbet etmek,
- Yoğun günün ortasında kısa bir nefes vermek.
Ezgican’dan İnsanlara Bir Mesaj
Ezgican, kendisini tanımadan yalnızca görünüşü üzerinden yorum yapan insanlara karşı artık daha mesafeli olduğunu söylüyor. Her insanın görünen tarafının arkasında ayrı bir hikâye bulunduğunu hatırlatıyor. Birkaç saniyelik gözlemle kimseyi tam olarak tanımanın mümkün olmadığını düşünüyor.
İnsanların birbirine daha az önyargıyla yaklaşmasının yalnızca LGBTİ+ bireyler için değil, toplumdaki herkes için daha yaşanabilir bir ortam oluşturacağını ifade ediyor. Çünkü dışlanma ve önyargı yalnızca belirli grupların değil, farklı görülen herkesin karşılaşabileceği sorunlar.
“Bir insanı anlamak için önce onu bir kalıba yerleştirmekten vazgeçmek gerekiyor. Herkesin hayatı, düşündüğümüzden daha ayrıntılı.”
Trans Barista Ezgican Şişli’nin Hallerini Anlatıyor: Son Söz
Trans Barista Ezgican Şişli’nin Hallerini Anlatıyor başlığı altında şekillenen bu hikâye, aslında yalnızca bir baristanın günlük yaşamını anlatmıyor. Aynı zamanda Şişli’nin hızını, çeşitliliğini, insan ilişkilerini ve kahve tezgâhının arkasından görünen küçük hayat parçalarını da görünür hale getiriyor.
Ezgican’ın dünyasında kahve, insanları bir araya getiren basit ama güçlü bir araç. Bir fincanın hazırlanması birkaç dakika sürse de o sırada kurulan iletişim bazen uzun süre hatırlanabiliyor. Bir gülümseme, doğru bir hitap veya kısa bir teşekkür, yoğun bir iş gününün havasını değiştirebiliyor.
Şişli ise bütün bu hikâyelere ev sahipliği yapmaya devam ediyor. Sabah işe yetişenlerle, öğle arasında nefes alanlarla, akşam arkadaşlarıyla buluşanlarla ve tezgâhın arkasında kahve hazırlayanlarla… Ezgican’ın gözünden bakıldığında semt, yalnızca binalardan ve kalabalık caddelerden oluşmuyor. Şişli, her gün yeniden yazılan binlerce küçük insan hikâyesinin kesiştiği canlı bir alan olarak karşımıza çıkıyor.
Kısa Bir Hatırlatma
Kahvenin tadı çekirdeğinden gelir; bir mekânın gerçek sıcaklığı ise oradaki insanların birbirine gösterdiği saygıdan doğar.
Not: Bu içerik, özgün bir söyleşi-hikâye kurgusu şeklinde hazırlanmıştır. Metinde yer alan karakter ve anlatılar, yayın formatına uygun yaratıcı bir içerik çalışmasıdır.

