Moda - İstanbul Travesti

Moda Trans İrem’in Tenha Sokaklardaki Serencamı

Moda Trans İrem’in Tenha Sokaklardaki Serencamı başlıklı bu söyleşi de İstanbul’un tam olarak bu tarafını anlatıyor. Kadıköy’ün hareketli noktalarından uzaklaşıp Moda’nın daha sakin sokaklarına doğru yürürken İrem’le şehir hayatını, trans bir kadın olarak gündelik deneyimlerini, yalnız yürümeyi, eski apartmanları, sahil tarafını, arkadaşlıkları ve yıllar içerisinde değişen düşüncelerini konuştuk.

İrem’le buluştuğumuzda hava akşamüstüne dönmeye başlamış durumda. Kadıköy tarafındaki hareketlilik birkaç sokak boyunca devam ediyor. Ancak Moda’ya doğru ilerledikçe sesler yavaş yavaş azalıyor.

İrem çevresine bakıp gülümsüyor:

İrem: “Ben Moda’nın tam bu geçişini seviyorum. Birkaç dakika önce kalabalığın ortasındasın, sonra iki sokak dönüyorsun ve sanki başka bir semte gelmişsin gibi oluyor.”

Serencam Ne Demek?

Serencam; bir olayın, hayatın veya yolculuğun zaman içerisinde gelişen hikâyesi ve macerası anlamına gelen eski kelimelerden biri. İrem’in Moda sokaklarında yıllar boyunca biriktirdiği anıları anlatmak için oldukça uygun bir sözcük.

Trans İrem ile İlk Soru: Neden Moda?

– İstanbul’da bu kadar semt varken Moda’yla aranda özel bir bağ var mı?

İrem: Var ama tek bir sebebi yok. Sanırım zamanla oluştu. Arkadaşlarla geliyorsun, yürüyorsun, bir yerde kahve içiyorsun. Sonra aynı sokaklardan tekrar tekrar geçmeye başlıyorsun. Bir süre sonra semt tanıdık geliyor.

– Moda’nın hangi tarafını daha çok seviyorsun?

İrem: Ana hareketin biraz dışında kalan sokaklarını. İnsanların çoğu doğrudan sahile veya bilinen yerlere gidiyor. Ben bazen birkaç sokak dolaşıp öyle iniyorum.

– Kaybolmayı seviyor musun?

İrem: Tam kaybolmak değil de rotayı biraz uzatmayı seviyorum. İstanbul’da gerçekten kaybolursan telefon zaten seni hemen kurtarıyor. (Gülüyor.)

“Moda’da sevdiğim şey bir yere ulaşmadan da yürüyebilmek. Bazen yürüyüşün amacı yalnızca yürümek oluyor.”

Tenha Sokaklar İrem İçin Yalnızlık Anlamına Gelmiyor

Başlıktaki tenha kelimesini İrem’e söylediğimizde ilk olarak yalnızlıkla karıştırılmaması gerektiğini söylüyor.

– Tenha kelimesi sende nasıl bir his uyandırıyor?

İrem: Kötü bir his değil. Sessiz, daha az kalabalık, biraz nefes alınabilecek yer gibi düşünüyorum.

– Tek başına yürürken rahatsız olmuyor musun?

İrem: Güvenli ve bildiğim bir yerdeysem hayır. Hatta bazen özellikle yalnız yürümek istiyorum.

– Neden?

İrem: Çünkü sürekli konuşmak zorunda olmuyorsun. Düşüncelerini toparlıyorsun. Bazen müzik dinliyorsun, bazen etrafı izliyorsun. Ben bunu yalnızlık olarak görmüyorum.

İrem’in Tenha Sokak Tanımı

“Tenha bir sokak benim için insanlardan kaçtığım yer değil. Birkaç dakika kendi hızımda yürüyebildiğim yer.”

Moda’nın Eski Apartmanları ve Şehrin Teferruatları

İrem’in dikkatini çeken ilk şeylerden biri eski apartmanlar. Yürürken sürekli yukarı bakıyor. Balkonları, pencere çerçevelerini ve yıllar içerisinde değiştiği belli olan bina cephelerini inceliyor.

– Neden sürekli binalara bakıyorsun?

İrem: Çünkü aşağıya bakınca dükkânları görüyorsun ama yukarı baktığında semtin geçmişinden kalan şeyleri görüyorsun.

– Mimariye özel bir ilgin mi var?

İrem: Profesyonel anlamda değil. Sadece eski detayları seviyorum. Mesela balkon korkuluğu bile dikkatimi çekebiliyor.

– Fotoğraf çekiyor musun?

İrem: Çok. Telefonumda yüzlerce pencere, kapı ve balkon fotoğrafı vardır.

İrem’in Moda’da Fark Ettiği Teferruatlar

  • Eski apartmanların balkon korkulukları,
  • Ahşap görünümlü pencere çerçeveleri,
  • Küçük bahçelerin kapıları,
  • Sokak köşelerine yerleşmiş kediler,
  • Yıllardır değişmediği belli olan tabelalar,
  • Duvarlara sarılan bitkiler,
  • Akşam güneşinin bina cephelerine düşüşü,
  • Dar sokakların sonunda görünen deniz.

“Trans Olmam Benimle İlgili Tek Cümle Değil”

İrem’in trans kimliği üzerine konuştuğumuzda oldukça net bir noktaya dikkat çekiyor: Kimliğini gizlemiyor fakat insanların onu yalnızca bu kelime üzerinden tanımasını da istemiyor.

– Trans bir kadın olarak kendini anlatırken bu kelimenin sürekli başa gelmesini nasıl karşılıyorsun?

İrem: Ben transım. Bu benim hayatımın bir gerçeği. Bunu yok saymanın anlamı yok. Fakat benimle ilgili tek bilgi bu olunca insan kendisini biraz eksik anlatılmış hissediyor.

– İnsanlar genellikle neyi merak ediyor?

İrem: Bazen gereğinden fazla kişisel şeyleri. Sanki trans olduğumu öğrendiklerinde normal sosyal kurallar ortadan kalkıyormuş gibi davrananlar olabiliyor.

– Sana ne sorulmasını tercih edersin?

İrem: Her şeyi sorabilirler. Hangi müziği dinlediğimi, ne iş yaptığımı, nereleri sevdiğimi… Önce insan olarak sohbet edelim.

“Trans olmak benim hikâyemin bir bölümü. Ama bir kitabı tek bölümüyle değerlendiremeyeceğiniz gibi bir insanı da tek kelimeyle tanıyamazsınız.”

İrem’i İrem Yapan Küçük Şeyler

  • Kahvesini şekersiz içmesi,
  • Yürürken sürekli eski binalara bakması,
  • Telefonunda gereğinden fazla fotoğraf biriktirmesi,
  • Eski Türkçe şarkıları sevmesi,
  • Yağmurdan sonraki sokakları fotoğraflaması,
  • Plansız yürüyüşlerden hoşlanması,
  • Kitapçılara “sadece bakacağım” diye girip kitapla çıkması.

Kadıköy’ün Hengâmesinden Moda’nın Sükûnetine

– Kadıköy ile Moda arasında gerçekten bu kadar büyük bir atmosfer farkı hissediyor musun?

İrem: Bazı saatlerde evet. Tabii Moda da çok kalabalık olabiliyor. Ama birkaç sokak içeride daha sakin yerler yakalamak mümkün.

– Kalabalığı sevmiyor musun?

İrem: Seviyorum. Ben tamamen sessizlik isteyen biri değilim. Sadece sürekli yüksek tempoda olmak istemiyorum.

– Yani hengâme ile sükûnet arasında gidip geliyorsun?

İrem: Aynen öyle. Zaten İstanbul’da yaşamak biraz bu değil mi?

İrem’in Şehir Dengesi

Hengâme: Arkadaşlarla buluşmak, kalabalığa karışmak, hareketli sokaklarda dolaşmak.

Sükûnet: Bir süre sonra ara sokaklara dönmek, kahve almak ve kendi hızında yürümek.

Moda Sahiline Doğru Uzayan Bir Yürüyüş

Sokaklardan geçerken yavaş yavaş sahil tarafına yaklaşıyoruz. Bazı sokakların sonunda deniz kısa süreliğine görünmeye başlıyor.

İrem bu görüntüyü Moda’nın en sevdiği küçük sürprizlerinden biri olarak tarif ediyor.

– Denizi gördüğünde gerçekten ruh hâlin değişiyor mu?

İrem: Biraz değişiyor. İstanbul çok sıkıştırdığında deniz görmek iyi geliyor.

– Sahilde ne yaparsın?

İrem: Genellikle yürürüm. Arkadaşımla geldiysem oturup konuşuruz. Teksem kulaklığımı çıkarıp biraz çevreyi dinlediğim oluyor.

– Neden kulaklığı çıkarıyorsun?

İrem: Çünkü bazen şehir zaten yeterince güzel bir ses çıkarıyor.

“Bütün gün kulaklıkla dolaştığım oluyor ama denize yaklaştığımda bazen çıkarıyorum. Martı, rüzgâr, insanlar… Hepsi birlikte İstanbul’un kendi müziği gibi.”

Müzik İrem İçin Bir Hafıza Defteri

– Yürürken en çok ne dinliyorsun?

İrem: Ruh hâlime göre çok değişiyor. Beni tek türle anlatamazsın.

– Eski şarkılar mı, yeni şarkılar mı?

İrem: Eski şarkılara çok dönüyorum.

– Neden?

İrem: Çünkü bir şarkının hafızası oluyor. Yıllardır dinlemediğin parçayı açıyorsun, bir anda o dönem kullandığın telefonu bile hatırlıyorsun.

– Bir şarkı seni doğrudan Moda’ya götürüyor mu?

İrem: Var birkaç tane. İsim vermeyeyim, bana kalsın.

İrem’in Ruh Hâline Göre Playlist’i

  • Tenha sokak yürüyüşü: Sakin ve melodik parçalar,
  • Kadıköy kalabalığı: Daha ritmik müzikler,
  • Hazırlanırken: Enerjik pop,
  • Gece eve dönerken: Nostaljik Türkçe şarkılar,
  • Yağmurlu Moda günü: Düşük tempolu parçalar.

Tek Başına Bir Masaya Oturmayı Öğrenmek

– Tek başına kafede oturabiliyor musun?

İrem: Artık çok rahat oturuyorum.

– “Artık” dediğine göre eskiden durum farklıydı.

İrem: Çok farklıydı. Tek başına oturursam herkes bana bakıyor sanıyordum.

– Gerçekten bakıyorlar mıydı?

İrem: Muhtemelen hayır. Herkes kendi kahvesiyle, telefonu ile uğraşıyor. İnsan bazen kendini gereğinden fazla merkezde sanıyor.

– İlk ne zaman alıştın?

İrem: Bir arkadaşım çok gecikmişti. Oturup bekledim. Sonra baktım, gayet güzelmiş. Bir süre sonra arkadaş gelsin istemedim. (Gülüyor.)

İrem’in Küçük Özgürlüğü

“Tek başına bir masaya oturabilmek küçük bir şey gibi görünüyor ama bana kimseyi beklemeden de güzel vakit geçirebileceğimi öğretti.”

Trans Bir Kadın Olarak Sokakta Bakışlarla Karşılaşmak

– Sokakta insanların bakışlarını fark ediyor musun?

İrem: Fark ettiğim oluyor. Ama eskisi kadar takip etmiyorum.

– Eskiden ne yapıyordun?

İrem: Karşıdan biri geliyor, bakıyor mu diye kontrol ediyorum. Geçtikten sonra dönüp baktı mı diye düşünüyorum. Sonra başka biri geliyor. Çok yorucu.

– Ne zaman bıraktın?

İrem: Tam bırakmış değilim ama artık bunun ne kadar enerji aldığının farkındayım. Her bakışı çözmeye çalışmıyorum.

– Kendine ne söylüyorsun?

İrem: “Sen yürüyüşüne devam et.” Çok basit ama işe yarıyor.

“Tanımadığım insanların zihninden geçenleri kontrol edemem. Ama hangi sokakta yürüyeceğime ve günümü nasıl geçireceğime karar verebilirim.”

Arkadaşlarla Uzayan Moda Hasbihalleri

İrem’in Moda anılarında arkadaş sohbetlerinin ayrı bir yeri var.

– Arkadaşlarınla buluşmaların genellikle ne kadar sürüyor?

İrem: “Bir saat otururuz” deniyorsa en az üç saat.

– Neden?

İrem: Çünkü konu bitmiyor. Bir arkadaş işe dair bir şey anlatıyor, oradan ilişkilere geçiliyor, sonra biri yıllar önceki bir olayı hatırlatıyor.

– Hasbihal kelimesini seviyor musun?

İrem: Çok. Sohbetten daha sıcak geliyor.

Moda’da Uzayan Bir Hasbihalin Aşamaları

  1. “Bir kahve içelim.” diye başlanır.
  2. Günün nasıl geçtiği konuşulur.
  3. Bir arkadaşın eski mesajı hatırlanır.
  4. Telefon galerileri açılır.
  5. Yıllar önceki fotoğraflara gülünür.
  6. İkinci kahve gelir.
  7. Havanın karardığı fark edilir.
  8. “Sonra tekrar buluşalım.” denir.

Yağmurdan Sonra Moda Neden Daha Güzel?

İrem’in şehir fotoğrafları arasında yağmur sonrası çekilmiş görüntülerin sayısı oldukça fazla.

– Yağmuru gerçekten bu kadar seviyor musun?

İrem: Evdeyken çok seviyorum. Dışarıdayken romantik tarafı biraz azalıyor. (Gülüyor.)

– Peki neden yağmur sonrası fotoğraf çekiyorsun?

İrem: Çünkü sokak tamamen değişiyor. Işıklar yerde yansıyor. Kaldırımın rengi değişiyor. Aynı yer daha farklı görünüyor.

– Özellikle akşam mı?

İrem: Evet. Akşam ışıklarıyla daha güzel oluyor.

Yağmur Sonrası Moda’nın Küçük Ayrıntıları

  • Kaldırımda uzayan ışık yansımaları,
  • Islak ağaç gövdeleri,
  • Şemsiyelerle daralan kaldırımlar,
  • Camları buğulanmış kafeler,
  • Sokak lambalarının su birikintilerindeki görüntüsü,
  • Yağmurdan kaçıp kapı önlerine sığınan kediler.

Sosyal Medyadaki İrem ile Tenha Sokaklardaki İrem

– Sosyal medyada çok paylaşım yapıyor musun?

İrem: Bazen çok, bazen hiç.

– Gerçek hayattaki seni yansıtıyor mu?

İrem: Bir bölümünü yansıtıyor. Zaten sosyal medyada kimse hayatının tamamını göstermiyor.

– Nasıl bir bölüm?

İrem: Fotoğrafta güzel ışık var. Kahve güzel. Ben hazırlanmışım. Ama beş dakika önce hangi ceketi giyeceğime karar veremediğim için evin her tarafı kıyafet olabilir.

– O kısmı paylaşmıyorsun.

İrem: Belki paylaşmalıyım. Daha gerçekçi olur. (Gülüyor.)

“Sosyal medya bazen hayatın vitrinini gösteriyor. Ama insanın gerçek serencamı vitrinin arkasındaki dağınıklıkta da devam ediyor.”

Moda’nın Müşterek Sokaklarında Münferit Hikâyeler

Moda sokaklarında yürürken İrem kalabalığın içerisindeki insanların birbirinden tamamen farklı hayatlara sahip olduğunu söylüyor.

Birisi köpeğiyle yürüyüş yapıyor. Başka biri telefonda konuşuyor. Bir çift bir kafeye girmek için menüye bakıyor. Bir başkası yalnızca hızlıca evine gitmeye çalışıyor.

Aynı sokak herkes için müşterek, yani ortak.

Fakat sokaktan geçen her insanın hikâyesi münferit, yani kendine özgü.

– İnsanlara bakıp hikâye uyduruyor musun?

İrem: Bazen. Özellikle bir yerde oturuyorsam.

– En çok neyi merak ediyorsun?

İrem: İnsanların nereye gittiğini. Mesela çok hızlı yürüyen biri görüyorum, “Acaba gerçekten geç mi kaldı yoksa İstanbul alışkanlığı mı?” diye düşünüyorum.

Aynı Sokaktan Geçen Farklı Hikâyeler

  • İlk buluşmasına yetişen biri,
  • İşten eve dönen biri,
  • Yalnız yürümek isteyen biri,
  • Arkadaşını bekleyen biri,
  • Yeni taşındığı mahalleyi keşfeden biri,
  • Yıllardır aynı sokaktan geçen biri,
  • Yalnızca kahve almak için dışarı çıkan biri.

İrem’in Az Kullanılan Kelimelerle Moda Sözlüğü

Söyleşinin bu bölümünde İrem’e günlük konuşmada daha seyrek karşılaştığımız bazı kelimeleri veriyor ve Moda’daki karşılıklarını soruyoruz.

Serencam?
İrem: Yıllar içerisinde Moda’da biriken bütün küçük hikâyelerim.

Tenha?
İrem: İnsanların biraz azaldığı, kendi adımlarımı duyabildiğim sokak.

Sükûnet?
İrem: Sahile inip birkaç dakika telefonuma bakmamak.

Teferruat?
İrem: Eski bir apartmanın balkon demirindeki desen.

Hasbihal?
İrem: Bir kahvenin başında iki saat konuşmak.

Müşterek?
İrem: Aynı sokakta birbirimizi tanımadan yürümemiz.

Münferit?
İrem: O sokaktan geçen herkesin kendi hayatı.

İzdüşüm?
İrem: Bir sokağın yıllar önceki bir günü hatırlatması.

Müphem?
İrem: Akşamüstü ile gece arasındaki o belirsiz yarım saat.

Devinim?
İrem: Moda sakin görünse bile her gün biraz değişmesi.

İrem’e Kısa Kısa: Fazla Düşünmeden Cevapla

Moda mı, Kadıköy Çarşı mı?
İrem: Moda.

Kahve mi, çay mı?
İrem: Kahve.

Deniz mi, ara sokak mı?
İrem: Ara sokaktan denize gitmek.

Kalabalık mı, sükûnet mi?
İrem: O günkü ruh hâlime göre ama bugün sükûnet.

Sabah mı, akşam mı?
İrem: Akşamüstü.

Planlı mı, spontane mi?
İrem: Spontane.

Yaz mı, sonbahar mı?
İrem: Sonbahar.

Müzik mi, şehir sesi mi?
İrem: Yürürken müzik, sahilde şehir sesi.

Fotoğraf mı, anı yaşamak mı?
İrem: İki fotoğraf çek, telefonu bırak.

Moda’yı bir kelimeyle anlat?
İrem: Teferruat.

On Yıl Önceki İrem Bugünkü İrem’le Karşılaşsaydı

– On yıl önceki İrem bugün seni görse neye şaşırırdı?

İrem birkaç saniye düşünüyor.

İrem: Daha az acele ediyor olmama.

– Eskiden aceleci miydin?

İrem: Çok. Hayatla ilgili her şeyi hemen çözmem gerektiğini düşünüyordum.

– Neleri?

İrem: Geleceğimi, ilişkileri, insanların beni nasıl gördüğünü… Sanki bir yaşa gelince her şey netleşecekmiş gibi.

– Netleşti mi?

İrem: Hayır. Ama netleşmemesinin de normal olduğunu öğrendim.

– Eski kendine ne söylerdin?

İrem: “Biraz daha yavaş yürü. Gerçekten her yere geç kalmıyorsun.”

“Büyüdükçe hayat daha az müphem olmadı. Ben belirsizlikten biraz daha az korkmaya başladım.”

Moda’dan Ayrılsa En Çok Neyi Özlerdi?

– Başka bir şehirde yaşama ihtimalin olsa gider miydin?

İrem: Denemek isterdim. İstanbul bazen gerçekten yoruyor.

– Peki neyi özlerdin?

İrem: Denize yürüyebilme fikrini. Bir de semt kültürünü.

– Moda özelinde?

İrem: Ara sokaklarını. Herkes sahili söyleyecek ama ben gerçekten sokakları özlerdim.

– Neden?

İrem: Çünkü benim asıl anılarım orada. Sahili herkes biliyor ama benim kahve aldığım küçük yer, arkadaşımı beklediğim köşe veya sürekli fotoğrafını çektiğim apartman benim kişisel Moda’m.

İrem’in Kişisel Moda Haritası

  • Uzun sohbetlerin yapıldığı küçük kafeler,
  • Yürürken özellikle baktığı eski apartmanlar,
  • Bir arkadaşını yıllardır aynı yerde beklediği köşe,
  • Yağmur sonrası fotoğraf çektiği sokaklar,
  • Sahile giderken tercih ettiği daha sakin güzergâh,
  • Kitaplara bakmadan geçemediği dükkânlar.

Moda Trans İrem’in Tenha Sokaklardaki Serencamından Geriye Kalan

Moda Trans İrem’in Tenha Sokaklardaki Serencamı başlığı altında başlayan yürüyüşümüz aslında büyük olayların hikâyesini anlatmıyor.

Bir apartmana bakıyoruz.

Bir kahve içiyoruz.

Ara sokaklardan geçiyoruz.

Denizi uzaktan görüyoruz.

Eski şarkılardan konuşuyoruz.

Bir kedinin yolun kenarında uyumasını fark ediyoruz.

Ve bütün bunların içerisinde İrem’in şehirle kurduğu ilişki yavaş yavaş ortaya çıkıyor.

Trans kimliği bu hikâyenin önemli bir parçası. Ancak İrem’in serencamı yalnızca kimliğiyle sınırlı değil.

O aynı zamanda eski apartmanların pencerelerini fotoğraflayan, tek başına kahve içmeyi sonradan öğrenen, arkadaşlarıyla kısa buluşmaları sürekli saatlerce uzatan, yağmur sonrası sokakları seven ve akşamüstü yürüyüşlerini kalabalık gecelere tercih edebilen biri.

Bir portreyi gerçek yapan da biraz bu değil mi?

İnsanın büyük tanımlarından çok küçük teferruatları.

İrem’in Serencamından Küçük Bir Özet

  • Kalabalıktan tamamen kaçmıyor ama kendi temposunu seçiyor.
  • Trans kimliğini saklamıyor fakat kendisinin yalnızca bundan ibaret görülmesini istemiyor.
  • Şehrin büyük manzaralarından çok küçük ayrıntılarına dikkat ediyor.
  • Yalnız vakit geçirmeyi yalnızlık olarak görmüyor.
  • Moda’yı sahilinden önce ara sokaklarıyla hatırlıyor.

Son Soru: Moda İrem’e Bir Cümle Söyleseydi?

Hava artık belirgin biçimde kararmış durumda. Sokak lambaları yanıyor. Birkaç saat önce daha kalabalık olan bazı yollar biraz sakinleşmeye başlamış.

İrem’e son soruyu soruyoruz.

– Moda bir insan olsaydı ve sana tek bir cümle söyleyebilseydi ne söylerdi?

İrem: Çok düşünmeden cevap vereyim mi?

– Özellikle öyle istiyoruz.

Bir süre yürümeye devam ediyor.

İrem: “Acele etme, deniz bir yere gitmiyor.” derdi.

– Neden?

İrem: Çünkü İstanbul’da sürekli hızlı olman gerektiğini hissediyorsun. Moda’da bazı sokaklar bana bunun her zaman gerekli olmadığını hatırlatıyor.

– Sen dinliyor musun bu tavsiyeyi?

İrem: Bazen. Bazen de yine hızlı hızlı yürüyorum. İnsan hemen değişmiyor.

“Şehir sana sürekli hızlanmanı söylüyor olabilir. Bazen bir ara sokağa dönüp kendi hızını yeniden hatırlamak gerekiyor.”

Tenha Sokaklardan Kalan Son Bir İz

İrem’le ayrılmadan önce başladığımız yere doğru dönüyoruz. Moda’nın daha sakin sokaklarından çıktıkça insan sesi yeniden yükseliyor.

Bir süre önce yalnızca birkaç kişinin geçtiği sokakların yerini daha hareketli yollar alıyor.

İstanbul’un hengâmesi yeniden yaklaşıyor.

Fakat biraz önce konuştuğumuz şeyler, yürüdüğümüz tenha sokakların başka bir tarafını görünür hâle getiriyor.

Belki şehirde huzur bulmak için şehrin tamamen sessiz olması gerekmiyor.

Bazen yalnızca doğru sokağa dönmek yeterli.

Bazen telefonun sesini kısmak.

Bazen bir kahve alıp kimseyi beklemeden oturmak.

Bazen de yıllardır geçtiğiniz bir binanın üst katına ilk kez dikkatlice bakmak…

İrem’in Moda serencamı büyük olaylarla değil, tam olarak böyle küçük ayrıntılarla oluşuyor.

Moda Trans İrem’in Tenha Sokaklardaki Serencamından Son Cümle

“Moda’yı bana sevdiren şey en kalabalık noktaları değil. Bazen bir sokağın sonunda görünen deniz, eski bir balkon, yağmurdan sonraki kaldırım veya kimsenin acele etmediği birkaç dakikalık sessizlik… Benim İstanbul’um biraz da böyle küçük teferruatların içerisinde saklı.”

Comments

No comments yet. Why don’t you start the discussion?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir